ABD’nin Tahran-San'a İlişkilerine Yönelik İddiaları Üzerine İran’dan Guterres’e Mektup
İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi, Güvenlik Konseyi’ne gönderdiği mektupta, Yemen’e silah aktarıldığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirtti.
Welayet News - İran İslam Cumhuriyeti BM Daimi Temsilcisi ve Büyükelçisi Emir Said İrevanî, BM Genel Sekreteri ve Güvenlik Konseyi Başkanı’na gönderdiği mektupta, ABD’nin Yemen’e silah transferi yapıldığı ve Ensarullah’ın yönlendirildiği hususunda ülkemize yönelik ortaya attığı iddialara ilişkin olarak, "Ensarullah’ın İran adına hareket ettiği iddiası tamamen asılsızdır" ifadelerini kullandı.
Mektubun tam metni şu şekildedir:
"Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla,
Bu mektup, Amerika Birleşik Devletleri Temsilcisi’nin, BM Güvenlik Konseyi’nin 14 Temmuz 2026 tarihinde 'Uluslararası Barış ve Güvenliğin Korunması' gündemi altında gerçekleştirdiği Ortadoğu konulu oturumundaki beyanlarına yanıt olarak bilgilerinize sunulmuştur. ABD Temsilcisi, bu oturum sırasında bir kez daha toplantı gündeminin dışına çıkmış, Güvenlik Konseyi kürsüsünü dezenformasyon yaymak amacıyla suistimal etmiş ve İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik siyasi amaçlı ve asılsız bir dizi iddia ortaya atmıştır. Aynı temelsiz iddialar, daha önce de ABD Temsilcisi tarafından Güvenlik Konseyi’nin 13 Temmuz 2026 tarihli Ortadoğu (Yemen) konulu bilgilendirme toplantısında dile getirilmiştir. Bu durum, Konsey'in çalışma usullerinin siyasi çıkarlar doğrultusunda suistimal edildiğini ve kasıtlı bir kara propaganda şablonunun mevcut olduğunu açıkça göstermektedir.
Bu bağlamda, zatıalinizin ve Güvenlik Konseyi üyelerinin dikkatini aşağıdaki hususlara çekmek isterim:
1. İran tarafından ilgili Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı olarak Yemen’e silah aktarıldığı yönündeki iddia yalan ve tamamen asılsızdır. Bu iddia, güvenilir, doğrulanabilir veya bağımsız olarak teyit edilmiş hiçbir kanıta dayanmamakta olup, yalnızca ABD’nin bölgedeki yasa dışı davranışları ve istikrarsızlaştırıcı eylemlerinden dikkatleri başka yöne çekmeye yönelik bir başka çabadır. Aynı zamanda bu, Güvenlik Konseyi’ni yanıltmak ve ABD’nin İran halkına karşı işlediği feci suçlardan odağı saptırmak amacıyla ortaya atılmış uydurma bir ithamdır. Yemen’de ve daha geniş bölgede barış ve güvenliğin baltalanmasının baş sorumlusu ABD'dir. Amerika Birleşik Devletleri, Yemen’e yönelik saldırgan eylemleriyle, Nisan 2022'deki ateşkes anlaşmasının uygulanmasını fiilen rayından çıkarmış ve BM tarafından kolaylaştırılan siyasi süreci çıkmaza sürüklemiştir. Aynı zamanda ABD, Güvenlik Konseyi’ne siyasi amaçlı 2722 sayılı kararı kabul etmesi için baskı uygulayarak ve ardından bu kararın hükümlerini Yemen'deki sivil altyapıya saldırmak için bir bahane olarak suistimal ederek Yemen’in egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal etmiş, bölgesel gerilimleri tırmandırmış ve barışçıl bir çözüme ulaşma beklentilerini daha da baltalamıştır.
2. Ensarullah’ın İran adına hareket ettiği yönündeki iddia tamamen temelsizdir. San'a yetkilileri Yemen halkının önemli bir kesimini temsil etmektedir ve kararlarını tamamen bağımsız bir şekilde, Yemen halkının çıkarları doğrultusunda almaktadır. Onların eylemlerinin İran tarafından yönlendirildiği iddiasını yayma çabaları yanıltıcı, siyasi amaçlı ve her türlü belgesel dayanaktan yoksundur. İran, her zaman BM gözetiminde, kapsamlı ve bizzat Yemenlilerin öncülüğünde yürütülecek barışçıl bir siyasi süreci desteklemiştir. İran İslam Cumhuriyeti, Yemen’in egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne olan desteğini ve Yemenlilerin öncülüğündeki kapsayıcı bir siyasi diyalog yoluyla kapsamlı ve kalıcı bir barışın tesisi konusundaki kararlılığını bir kez daha vurgulamaktadır.
3. ABD’nin İslamabad Mutabakat Zaptı’na bağlı kaldığı yönündeki iddiası tamamen asılsızdır ve hiçbir kanıta dayanmamaktadır. Aksine ABD, mutabakat zaptının imzalanmasının hemen ardından günümüze kadar yükümlülüklerini yerine getirmekten sürekli kaçınmış, mutabakatın uygulanmasını aktif ve sistematik bir şekilde baltalamıştır. İran İslam Cumhuriyeti, Genel Sekreter’e ve Güvenlik Konseyi’ne hitaben yazdığı 13 Temmuz 2026 tarihli mektubunda, ABD hükümetinin İslamabad Mutabakat Zaptı’nı açık ve temel düzeyde ihlal ettiği 42 somut durumu belgelemiştir. Bu kasıtlı, hesaplı ve sürekli ihlaller bölgesel istikrarı tehlikeye atmış, uluslararası barış ve güvenliği tehdit etmiş ve ABD'nin uluslararası hukuki yükümlülüklerine yönelik bariz umursamazlığını kanıtlamıştır.
4. ABD kurban değil, saldırgandır. Amerika Birleşik Devletleri, İsrail rejimi ile birlikte, İran’a karşı kışkırtılmamış iki saldırgan savaş başlatarak BM Şartı’nı (özellikle de 2. maddesinin 4. fıkrasını), uluslararası hukuku ve uluslararası insancıl hukuku ağır bir şekilde ihlal etmiştir. ABD’nin sivilleri ve sivil altyapıyı kasıtlı olarak hedef alan saldırıları, savaş suçu ve insanlığa karşı suç teşkil etmektedir. ABD yasa dışı eylemlerine son vermediği gibi, son günlerde gerçekleştirdiği mükerrer askeri saldırılarla İran'a karşı yürüttüğü saldırgan savaşı sürdürmüştür. Bu saldırılar, uluslararası barış ve güvenliği ciddi şekilde tehlikeye atmış; savaşı sona erdirmek ve bölgeye istikrarı geri getirmek amacıyla aylardır yürütülen arabuluculuk odaklı diplomatik çabaları baltalamıştır. Bunun da ötesinde ABD, İran’ın Hürmüz Boğazı’na ilişkin almak zorunda olduğu gerekli düzenlemelere açıkça müdahale ederek boğazda güvensizliğin geri gelmesine ve uluslararası ticari denizciliğin aksamasına neden olmuştur. Aynı zamanda ABD, İran’a yönelik askeri saldırganlığını hazırlamak amacıyla Fars Körfezi’nin güney kıyılarında yer alan ülkelerin topraklarını ve imkanlarını kullanarak, bu ülkeleri fiilen İran halkına karşı yürüttüğü yasa dışı ve cani savaşın muharebe alanına dönüştürmüştür. Dolayısıyla ABD’nin, İran İslam Cumhuriyeti’ne veya başka bir üye devlete yönelik ithamlarda bulunmak için hiçbir hukuki, siyasi veya ahlaki meşruiyeti bulunmamaktadır."

Yeni yorum ekle