Galibaf: İran, Bağımsız Milletlere Dayatma Döneminin Sona Erdiğini Gösterdi

Per, 25/06/2026 - 00:00

Galibaf, İran halkının bağımsız milletlere irade dayatma döneminin sona erdiğini gösterdiğini ve dünyanın bu direniş ile zaferi takdir ettiğini belirtti.

Welayet News  - İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, bugün Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Üyesi Ülkeler Parlamento Birliği’nin (PUIC) 20. Konferansı’nda yaptığı konuşmada şunları söyledi:

Toplantıya ev sahipliği yapan Azerbaycan halkına, Milli Meclisi’ne ve İslam ülkeleri Parlamento Birliği Sekretaryası’na, Müslüman temsilciler arasında diyalog ortamı hazırladıkları için teşekkür ediyorum.

Ayrıca Kerbela şehitlerinin matem günleri münasebetiyle Hz. Peygamber’in torunu İmam Hüseyin’in (a.s.) şahadetini, başta kardeş halklar İran ve Azerbaycan olmak üzere tüm Müslüman milletlere ve dünyanın özgür insanlarına taziyelerimi sunuyorum. Muharrem ayı bize izzet ve onurun teslimiyetle değil, kanın kılıca galip gelmesiyle elde edildiğini öğretmektedir. Bugünkü görüşmelerimizin İslam ümmeti için hayırlı sonuçlar doğurmasını temenni ediyorum.

Galibaf, 20. Parlamento Birliği Konferansı’nın, İran İslam Cumhuriyeti’nin ağır bir saldırıyı geride bıraktığı bir dönemde gerçekleştirildiğini belirterek, ABD ile İsrail rejiminin İran’a karşı yürüttüğü 40 günlük savaşın suç niteliğinde olduğunu söyledi.

Bu saldırılarda, İslam Devrimi Lideri ile çok sayıda üst düzey askeri ve siyasi yetkili ile çoğu kadın ve çocuklardan oluşan 3 binden fazla İran vatandaşının hayatını kaybettiğini, 30 binden fazla kişinin yaralandığını ve sanayi, sağlık, eğitim, enerji, ulaşım altyapıları ile binlerce konut ve hizmet tesisinin hedef alındığını ifade etti.

Galibaf, İran Silahlı Kuvvetleri’nin direnişi ve halkın kararlı duruşunun ABD ve İsrail’e ağır bedeller ödettiğini belirterek, bunun düşmanın hedeflerine ulaşmasını engellediğini ve onları hem savaşta hem de müzakere masasında geri adım atmaya zorladığını söyledi.

Bu savaşın yalnızca askeri bir çatışma olmadığını, aynı zamanda bölgesel stratejik dengeleri değiştirme ve özgür bir millete irade dayatma girişimi olduğunu ifade eden Galibaf, saldırının planlayıcılarının İran halkını baskı, kuşatma, psikolojik savaş ve terör yoluyla geri adım attırabileceklerini düşündüklerini, ancak sonuçların onların hesaplarının tam tersine geliştiğini söyledi.

Galibaf, İran halkının bağımsız milletlere irade dayatma döneminin sona erdiğini gösterdiğini ve dünyanın bu direniş ile zaferi takdir ettiğini belirtti.

Bu savaşın İran halkına ağır maliyetler yüklediğini ancak halk direnişinin en zor şartlarda bile saldırganların hesaplarını bozduğunu ortaya koyduğunu vurgulayan Galibaf, kalıcı barışın teslimiyet, baskı ve aşağılanmadan değil; güç, onur ve karşılıklı saygıdan doğduğunu söyledi.

İran halkının zaferinin, bağımsızlık ve ulusal onurun korunmasının İslami öğretilere bağlılıkla mümkün olduğu mesajını verdiğini belirten Galibaf, Kur’an’ın zulmetmemeyi, zulme boyun eğmemeyi, güçlü olmayı, kâfirlere dayanmamayı, Allah’ın ipine sarılmayı ve az sayıdaki müminlerin büyük düşmanlara galip gelebileceğini öğrettiğini ifade etti.

Galibaf, İran İslam Cumhuriyeti’nin uğradığı bütün kayıplara rağmen mantığı zorbalığa, direnişi teslimiyete tercih etmeye devam ettiğini söyledi.

Diplomasinin ancak karşılıklı saygı, eşitlik ve devletlerin egemenlik haklarının tanınması temelinde kalıcı olabileceğini belirten Galibaf, İslamabad Mutabakatı’nın baskı ve zorlamanın değil, İran halkının direnişi ve gücünün sonucu olduğunu söyledi. Bu mutabakatın, karşı tarafın kendi iradesini dayatmaktan vazgeçip İran’ın haklarını kabul etmesiyle mümkün olduğunu ifade ederek, “İslamabad Mutabakatı, Amerika’nın yenilgisinin ilanına dönüşmüştür” dedi.

Galibaf, İran’ın milletlerin haklarına, karşılıklı saygıya, dengeli taahhütlere ve meşru çıkarlara dayalı barışı desteklediğini belirtti. Güçlü savunma, ulusal birlik ve diplomasinin birbirini tamamlayan üç unsur olduğunu vurguladı.

Bölgenin geleceğine bölge dışı güçlerin değil, bölge devletleri ve halklarının karar vermesi gerektiğini söyleyen Galibaf, bölgesel güvenliğin bölge ülkeleri tarafından sağlanması gerektiğini, hiçbir ülkenin başkasının güvensizliği üzerine kendi güvenliğini kuramayacağını ifade etti.

Ekonomik kalkınmanın tüm bölge halklarına ait olması gerektiğini belirten Galibaf, enerji kaynakları, transit koridorları ve insan sermayesinin İslam dünyasının refahı için kullanılmasını istedi.

Geleceği çatışmada değil iş birliğinde, dışarıdan ithal edilen güvenlikte değil ortak ve yerel güvenlikte gördüklerini belirten Galibaf, İran’ın tüm İslam ülkeleriyle karşılıklı saygı, iç işlerine karışmama ve ortak çıkarlar temelinde iş birliğini geliştirmeye hazır olduğunu söyledi.

Ayrıca, Lübnan’daki ateşkesin İran’daki ateşkes kadar önemli olduğunu ve İslam dünyasının herhangi bir bölgesindeki istikrarın tüm ümmetin gücüne katkı sağlayacağını ifade etti.

Yabancı askeri güçlerin bölgeden çekilmesini stratejik hedef olarak gördüklerini belirten Galibaf, Batı Asya’daki yabancı üslerin güvenlik değil istikrarsızlık ürettiğini söyledi.

Komşuluğun sadece coğrafi değil aynı zamanda bir sorumluluk olduğunu vurgulayan Galibaf, komşuların zayıflatılması veya istikrarsızlaştırılmasına dayalı politikaların kimseye kalıcı istikrar sağlamayacağını belirtti.

Bölgenin geleceğinin ekonomik bağlantılar, yapısal iş birliği ve sürekli siyasi diyaloglarla şekilleneceğini söyleyen Galibaf, İran’ın özellikle Körfez ülkeleriyle güvenlik anlaşmalarına ve bunları ekonomik iş birliğiyle desteklemeye hazır olduğunu yineledi.

İran’ın bütün İslam ülkelerine kardeşlik ve iş birliği elini uzattığını ifade eden Galibaf, Filistin meselesinin bölgenin geleceğinden ayrı düşünülemeyeceğini söyledi.

Filistin’in yalnızca siyasi bir dosya değil, aynı zamanda kalıcı bölgesel güvenliğin temel unsuru olduğunu belirten Galibaf, adaletsizlik üzerine kurulan barışın kalıcı olmayacağını söyledi.

Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkına sahip olduğunu ve Müslüman, Hristiyan ve Yahudi asli sakinlerin katılacağı bir referandumla bunun gerçekleşmesi gerektiğini ifade eden Galibaf, o zamana kadar Filistin direnişinin işgale karşı meşru savunma olduğunu vurguladı.

İslam İşbirliği Teşkilatı Üyesi Ülkeler Parlamento Birliği’nin 20. Konferansı, “Parlamenter iş birliği yoluyla sürdürülebilir ve kapsayıcı ekonomik kalkınmanın güçlendirilmesi” sloganıyla Bakü’de düzenleniyor. Toplantıya İran heyeti, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf başkanlığında katıldı.



Yeni yorum ekle