Ayetullah Seyyid Mücteba Hamanei: Biz çevremizdeki ülkelerin düşmanı değiliz, sadece Amerikalıların üslerini hedef alıyoruz

Per, 12/03/2026 - 15:45

İslam Devrimi’nin yeni lideri Ayetullah Seyyid Mücteba Hamanei İran halkına hitaben ilk mesajını yayımladı.

Welayet News  - İslam Devrimi’nin yeni lideri Ayetullah Seyyid Mücteba Hamanei İran halkına hitaben ilk mesajını yayımladı. Mesajın tam metni ş u şekildedir:

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

“Herhangi bir ayeti yürürlükten kaldırır veya unutturursak, ondan daha hayırlısını ya da benzerini getiririz.”

Ey Allah’a çağıran ve O’nun ayetlerinin Rabbânî rehberi! Sana selam olsun.

Ey Allah’ın kapısı ve O’nun dininin hâkimi! Sana selam olsun.
Ey Allah’ın halifesi ve hakkın yardımcısı! Sana selam olsun.

Ey Allah’ın hücceti ve iradesinin delili! Sana selam olsun.
Ey umut edilen önder! Sana selam olsun.
Bütün selamların özüyle sana selam olsun.
Ey zamanın sahibi olan efendimiz! Sana selam olsun.
Sözlerimin başında, İslam Devrimi’nin yüce lideri, aziz ve hikmet sahibi İmam Hamanei’nin yakıcı şehadeti dolayısıyla efendimiz Hazreti Mehdi’ye taziyelerimi arz ediyorum. O yüce makamdan, büyük İran milleti için, hatta tüm dünya Müslümanları için, İslam ve devrim yolunda hizmet edenler, fedakârlar, İslamî hareketin ve özellikle son savaşın şehitlerinin yakınları için ve ayrıca şahsım için hayır duası talep ediyorum.

Sözlerimin ikinci kısmı büyük İran milletinedir. Öncelikle, Sayın Uzmanlar Meclisi’nin oyu konusundaki kendi durumumu kısaca açıklamak istiyorum. Ben, sizin hizmetkârınız Seyyid Mücteba Hüseyni Hamanei, sizlerle aynı anda ve İran İslam Cumhuriyeti televizyonu aracılığıyla Uzmanlar Meclisi’nin oylama sonucundan haberdar oldum.

Benim için, daha önce iki büyük önderin; Büyük İmam Humeyni ve şehit İmam Hamanei’nin oturduğu bir makama oturmak son derece zordur. Çünkü bu makam, Allah yolunda altmış yıldan fazla mücadele eden, her türlü dünyevi zevk ve rahatlıktan vazgeçen ve sonunda sadece günümüzün değil, bu ülkenin tarihindeki yöneticiler arasında da parlak bir şahsiyete dönüşen birinin ourduğu bir makamdır. Onun hem hayatı hem de vefat şekli, hakka dayanmanın getirdiği bir ihtişam ve izzetle iç içe olmuştur.

Şehadetinden sonra mübarek bedenini ziyaret etme fırsatım oldu. Gördüğüm şey bir metanet dağıydı ve sağlam olan elinin yumruk hâlinde sıkılı olduğunu gördüm. Onun şahsiyetinin çeşitli yönleri hakkında bilgili kişiler uzun süre konuşacaktır. Ben burada bu kısa ifadelerle yetiniyor ve ayrıntıları başka uygun zamanlara bırakıyorum. İşte bu yüzden, böyle bir şahsiyetten sonra liderlik makamına oturmak zordur. Bu boşluğu doldurmak ancak Allah’ın yardımı ve siz halkın desteğiyle mümkün olacaktır.

Devamında, sözlerimin özüyle doğrudan ilgili bir noktayı vurgulamak isterim. Şehit liderin ve onun büyük selefinin en önemli maharetlerinden biri, halkı tüm alanlara dahil etmek, sürekli bilinç ve farkındalık kazandırmak ve uygulamada onların gücüne dayanmak ollmuştur. Böylece cumhur ve cumhuriyet kavramının gerçek anlamını hayata geçirmişlerdir.

Ülkenin birkaç gün boyunca lider ve başkomutan olmadan kaldığı dönemde İran milletinin basireti ve zekâsı açıkça görüldü. Halkın direnci, cesareti ve sahadaki varlığı dostları hayran bırakmış, düşmanları ise şaşkına çevirmiştir. Ülkeyi yöneten ve onun gücünü güvence altına alan siz halk oldunuz.

Sözlerimin başında getirdiğim ayet, Allah’ın hiçbir ayetinin ortadan kalkmadığını veya unutulmadığını; aksine Allah’ın onun yerine benzerini ya da daha hayırlısını verdiğini ifade eder.

Bu ayeti zikretmemin sebebi kendimi şehit liderle kıyaslamak değildir. Amaç, siz aziz milletin rolüne dikkat çekmektir. Eğer o büyük nimet bizden alınmışsa, onun yerine İran milletinin Ammarvari direnişi bu sisteme yeniden verilmiştir.

Biliniz ki, sizin gücünüz sahada görünmezse ne liderlik ne de halk için hizmet etmekle yükümlü olan diğer kurumlar gerekli etkinliğe sahip olabilir.

Bu gerçeğin gerçekleşmesi için:
Birincisi, Allah’a yönelmek, O’na tevekkül etmek ve masum imamların nurani varlıklarına tevessül etmek gerekir. Bu, düşman karşısında kesin zaferi sağlayan büyük bir iksirdir. Bu, sizin sahip olduğunuz ama düşmanlarınızın sahip olmadığı büyük bir nimettir.

İkincisi, milletin farklı kesimleri arasındaki birlik korunmalı ve bu birliğe zarar verilmemelidir. Bu da anlaşmazlık noktalarının göz ardı edilmesiyle mümkündür.

Üçüncüsü, sahadaki etkin varlık korunmalıdır. Savaş günlerinde gösterdiğiniz fedakârlık gibi; sosyal, siyasi, kültürel, eğitimsel ve hatta güvenlik alanlarında aktif roller üstlenmeye devam edilmelidir. Bu bağlamda yaklaşan 2026 Dünya Kudüs Günü törenlerine güçlü katılımın önemini hatırlatıyorum.

Dördüncüsü, birbirinize yardım etmeyi ihmal etmeyin. İran halkı her zaman yardımlaşma ruhuyla tanınmıştır. Bu zor günlerde bu özellik daha da güçlü biçimde ortaya çıkmalıdır. Hizmet kurumlarından da halkın ihtiyaç sahiplerine ve gönüllü yardım yapılarıyla dayanışma içinde olmalarını istiyorum.

Bu hususlara riayet edilirse, milletimizin ihtişam ve büyüklük günlerine ulaşması kolaylaşacaktır. Bunun en yakın örneği, Allah’ın izniyle mevcut savaşta düşman üzerinde elde edilecek zafer olabilir.

Sözlerimin üçüncü kısmında, cesur savaşçılarımıza içten teşekkürlerimi sunuyorum. Ülkemiz küresel güçlerin saldırısına uğradığında onlar güçlü darbelerle düşmanın ilerleyişini durdurdular ve ülkemize hakim olma hayalini boşa çıkardılar.

Aziz savaşçı kardeşlerim! Halkın isteği, etkili ve düşmanı pişman edecek savunmanın sürdürülmesidir. Ayrıca Hürmüz Boğazı’nın kapatılması seçeneğinin kullanılmaya devam edilmesi gerekmektedir. Düşmanın tecrübesinin az ollduğu başka cephelerin açılması konusunda da çalışmalar yapılmıştır.

Ayrıca Direniş Cephesi savaşçılarına teşekkür ediyorum. Yemen’in Gazze halkını savunmaktan vazgeçmemesi, Hizbullah’ın İran’a destek vermesi ve Irak direnişinin aynı çizgide ilerlemesi bunun örnekleridir.

Sözlerimin dördüncü kısmı son günlerde zarar gören vatandaşlaradır. Şehit yakınları, yaralananlar veya evleri ve iş yerleri zarar görenler…

Şehit ailelerine derin taziyelerimi sunuyorum. Bu acıyı şahsen yaşamış biri olarak konuşuyorum. Babamın yanı sıra eşimi, fedakâr kız kardeşimi ve bazı yakınlarımı şehitler kervanına uğurladım. Bu acılara sabretmeyi mümkün kılan şey Allah’ın sabredenlere verdiği büyük mükâfat vaadidir.

Ayrıca şunu vurguluyorum: Şehitlerinizin kanının intikamından asla vazgeçmeyeceğiz. Bu yalnızca devrim liderinin şehadetiyle sınırlı değildir; düşman tarafından şehit edilen her vatandaş ayrı bir intikam dosyasıdır.

Yaralıların ücretsiz tedavi görmesi ve maddi zararların telafisi için gerekli çalışmalar yapılacaktır. Yetkililer bu görevleri yerine getirip raporlarını bana sunmalıdır.

Düşmandan tazminat alacağız; reddederse mallarından alacağız, bu da mümkün olmazsa aynı miktarda malını yok edeceğiz.

Sözlerimin beşinci kısmı bölgedeki bazı ülkelerin liderlerine yöneliktir. İran’ın 15 komşusu vardır ve biz her zaman onlarla iyi ilişkiler kurmak istemişizdir. Ancak düşman yıllardır bazı ülkelerde askeri ve mali üsler kurarak bölgeye hâkim olmaya çalışmaktadır. Son saldırıda bu üslerden bazıları kullanıldı ve biz yalnızca o üsleri hedef aldık.

Bu nedenle komşu ülkelerden bu üsleri kapatmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü ABD’nin güvenlik ve barış vaatlerinin gerçek olmadığı artık anlaşılmıştır.

İslam Cumhuriyeti bölgeyi sömürmek veya hakimiyet kurmak istemez; komşularıyla dostane ilişkiler kurmaya hazırdır.

Altıncı bölümde sözlerim şehit liderimizedir.
Ey lider! Ayrılığınız tüm kalplerde derin bir acı bıraktı. Siz bu akıbete her zaman özlem duyardınız ve Allah size bunu Ramazan’ın onuncu günü Kur’an tilaveti sırasında nasip etti. Birçok zulme sabırla katlandınız.

Sizin yolunuzu sürdürmeye ve hak cephesinin bayrağını yükseltmeye söz veriyoruz.

Son olarak beni destekleyen büyük alimlere, siyasi ve kültürel şahsiyetlere, biatlarını ifade eden halka ve devlet yetkililerine teşekkür ediyorum.

Allah’ın özel lütfunun İran halkını, tüm Müslümanları ve dünyadaki mazlumları kapsamasını diliyorum.

Ayrıca İmam Mehdi’den, Kadir gecelerinin kalan kısmında Allah’tan milletimiz için düşman üzerinde kesin zafer, izzet ve sağlık dilemesini niyaz ediyorum.

Selam, Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Seyyid Mücteba Hüseyni Hamanei

12 Mart 2026

(22 Ramazan 1447



Yeni yorum ekle