ABD- İran Gerilimi Nereye Evrilir?
ABD-İran gerilimi müzakerelerle mi yoksa bir savaşla mı son bulur?
Welayet News - ABD, Siyonist İsrail rejiminin de kışkırtmasıyla uçak gemilerini İran’ın kapısına kadar getirmişken İran İslam İnkılabı 47. Yılını kutladı. İran’da gerçekleşen İslam İnkılabı, sömürgeci emperyalist güçlere karşı bir direniş, bir zafer kazanımıydı. Bu zafer, sadece İran’da bir rejim değişikliği gerçekleştirmekle kalmadı bütün dünyada bir direniş kültürünün oluşmasının temelini de attı.
İran’ın oluşturduğu bu direniş kültürü 47 yıldır emperyalizm ve Siyonizm planlarına karşı mücadele etmekte. Son yıllarda bu mücadele silahlı çatışmaya dönüşerek İran’da, Lübnan’da, Suriye’de, Irak’ta, Yemen’de ve Filistin’de bedeller ödemekte ve bu bedeller İslam medeniyetine izzet ve şeref kaynağı olmakta. İran’ın ve sayıca azınlık durumunda olan direniş gruplarının mücadelesi emperyalist ve Siyonist güçlerin yıkımlar, ölümler pahasına hedeflerine ulaşmasına engel olmuş durumda. Direniş güçleri, şerefli onurlu duruşlarıyla her defasında düşmanları anlaşma masasına gelmeye mecbur bırakmıştır. Kendi başlattıkları savaşlarda sonuç alamayan düşman unsurları diplomasi masasında kazanımlarla zafer kazandıkları yaygarası kopararak acziyet ve yenilgilerini gizlemeye çalışmaktadırlar.
Son olarak 12 günlük savaşta İran karşısında şoke uğrayan ABD ve İsrail İran’la yazılı olmayan geçici bir ateşkes yaptıklarını duyurdular. İran’ın nükleer tesislerini ve elindeki zenginleştirilmiş uranyumu yok ettiklerini, İran’ın bir daha toparlanamayacağını bas bas bağırarak duyuranlar şimdi savaş gemilerini İran kapılarına kadar getirerek İran’la yeniden bir müzakere masası kurma girişimi başlattılar. Müzakerelerin ilk başta Türkiye’de yapılacağını duyurup daha sonra İran’ın isteği ile Umman’da yapılmasını kabul etti.
Bu durum başta Türkiye medyasında İran karşıtı söylemlerin çıkmasına neden olsa da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan durumun farkında olarak önemli olan İran ve ABD’nin anlaşması açıklaması medyadaki yorumcuların çark etmesine neden oldu. İran’ın müzakerelerin Umman’da olmasını istemesinin birkaç nedeni vardı. Başta 12 gün savaşı başladığında İran ve ABD, Umman’da müzakere masasında olmalarıydı. İran, müzakerelerin kaldığı yerden devam etmesini istedi. Yine Türkiye’nin NATO üyesi olmasına karşın Umman’ın tarafız bir ülke olması İran’ın Umman’ı tercih etmesinin bir diğer nedeniydi. Ayrıca Türkiye’de yapılacak müzakereye ilişkisi olmayan ülkelerin katılmak istemeleri ve İran’ın asıl muhatabının sadece ABD olduğu ve meselenin onunla çözülmesi gerektiği inancı bu konuda etkili oldu.
ABD basınında çıkan haberlere ABD’nin başta bu duruma itiraz etmesine rağmen sonradan resmi makamlar tarafından İran’ın isteği kabul edildiği açıklandı ve ilk tur görüşmeler Umman’da gerçekleşti. İran sadece nükleer meselesini görüşeceğini, füzelerin kırmızı çizgi olduğunu duyururken ABD tarafı ise hem nükleerin sıfırlanmasını hem füzeler meselesi hem de İran’ın direniş güçlerine olan desteğinin sonlanmasını istiyor. İki tarafın karşılıklı istekleri ve duruşları müzakerelerden bir sonuca varmanın güç olacağını göstermekle birlikte ABD tarafı bir taraftan ekonomik yaptırımları arttırarak bir taraftan da bölgeye uçak gemisi filoları göndererek müzakereleri kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir araç olarak kullandığını göstermekte.
ABD’nin planları, psikolojik baskı ve ekonomik yaptırımlarla İran’ı diz çöktürmeye yönelik olsa da Siyonist İsrail rejiminin aşırı savaş başlatma baskısı Trump yönetimini zorluyor gözükmekte. ABD, İran’a karşı başlatacağı savaşın kendisi için kayıp oluşturacağını kesin olarak bilmekte ve bunun için işi baskılarla tehditlerle uzatıp İran’dan kazanım kopartmanın peşinde.
İran ise olası bir savaşın ABD ve İsrail ikilisine 12 günlük savaşta olduğu gibi ağıra mal olacağını ve bu savaşın bölgeye yayılarak daha büyük kayıplara mal olacağını söylemekte.
Bütün bu yaşananlar İran’ın emperyalizm ve Siyonizm karşısındaki gücünü ortaya çıkarmış durumda ve bu savaşın sadece askeri ve ekonomik çıkarım savaşı olmadığı ideolojik bir savaş olduğu gerçeğini de ortaya koymuş durumda.
Bu gerçekler doğrultusunda yazının başında sorduğumuz soruya cevap verecek olursak bu savaşın direnişin ve emperyalizmin savaşı olduğu ve emperyalizm yok edilmedikçe son bulmayacağını söyleyebiliriz.

Yeni yorum ekle