Öküz Öldü Ortaklık Bitti; ABD’ye Yaslanan Herkes Eninde Sonunda Yalnız Kalıyor
ABD’nin Suriye’de SDG’ye yönelik tutumu bir kez daha Washington’un “çıkar odaklı” ve güvenilmez dış politikasını gözler önüne serdi. Yıllarca sahada kullandığı, silahlandırdığı ve “müttefik” ilan ettiği yapıyı, çıkar dengeleri değişir değişmez bir kalemde silen ABD, bölgede kiminle iş tutarsa tutsun asla kalıcı bir ortaklık kurmadığını açıkça gösterdi.
Welayet News - Suriye’de SDG ile Şam yönetimi arasında ilan edilen ateşkes ve ardından yaşanan gelişmeler, ABD’nin bölgedeki klasik politikasını bir kez daha ortaya koydu. Yıllardır silah, para ve siyasi destek verdiği SDG’yi sahada kullanan Washington yönetimi, çıkar dengeleri değişince bu yapıyı adeta kaderine terk etti.
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın “SDG’nin görevi bitti” açıklaması ve Trump’ın “artık ihtiyaç kalmadı” mesajı, Washington’un örgütle yollarını ayırma kararını resmileştirdi. Barrack, artık Şam yönetimiyle çalışacaklarını, ABD’nin bölgede uzun vadeli askeri varlık istemediğini ve SDG’nin IŞİD’le mücadeledeki rolünün sona erdiğini açıkça ifade etti.
Bu açıklamaların hemen ardından SDG ile Suriye ordusu arasında ilan edilen ateşkes süreci de krize girdi. SDG’nin El-Yarubiye bölgesinde kamikaze İHA’larla saldırı düzenlemesi, ateşkesin fiilen bozulmasına yol açtı. Şam yönetimi saldırıda asker kayıpları yaşandığını duyurdu. Buna rağmen ABD’den SDG lehine herhangi bir somut destek gelmedi.
Trump’ın basın toplantısında kullandığı ifadeler ise ABD’nin bakış açısını net biçimde ortaya koydu. Trump, Kürt gruplara “çok büyük paralar ödendiğini” ve verilen desteğin “ABD için değil, daha çok kendileri için” yapıldığını söyleyerek, desteğin artık sona erdiğinin sinyalini verdi.
ABD’nin Değişmeyen Politikası: Kullan, İşin Bitince Terk Et
Bu tablo, ABD’nin bölge politikalarında yeni değil, aksine alışıldık bir senaryonun tekrarından ibaret. Irak’ta, Afganistan’da ve farklı coğrafyalarda olduğu gibi Washington, sahada işine yarayan grupları “müttefik” ilan ediyor, işi bitince ise bir gecede kapının önüne koyuyor.
SDG örneği, ABD’ye güvenmenin nasıl bir siyasi çıkmaz olduğunu bir kez daha gösterdi. Dün “vazgeçilmez ortak” denilen yapı bugün “yük” olarak görülüyor. ABD çıkarları değiştiği anda dostluk, dayanışma ve verilen sözler de anlamını yitiriyor.
Washington’un “örgütle değil devletle çalışacağız” söylemi, ilkesizliğin açık itirafıdır. Dün terörle mücadele gerekçesiyle desteklenen yapı, bugün siyasi maliyet oluşturunca gözden çıkarılmıştır. Bu durum, ABD’nin bölgede istikrar değil, sadece kendi stratejik çıkarlarını öncelediğini kanıtlamaktadır.
Sonuç: ABD’ye Yaslanan Herkes Eninde Sonunda Yalnız Kalıyor
Yaşananlar açık bir gerçeği tekrar ortaya koymuştur: ABD’ye güvenmenin sonucu çoğu zaman yüzüstü bırakılmaktır. Washington için müttefiklik kalıcı bir bağ değil, geçici bir araçtır. Çıkar bittiği anda destek kesilir, sahadaki ortaklar yalnız bırakılır.
Bugün SDG’nin yaşadığı durum, ABD’ye bel bağlayan tüm aktörler için ibretlik bir örnektir. Çünkü Amerikan dış politikasında sadakat değil, hesap vardır. Bu yüzden ABD’nin “müttefikliği” güven değil, risk üretmektedir.
Bugün gelinen noktada tablo nettir: ABD’ye güvenmenin bedeli yine yalnız kalmak oldu. Dün “IŞİD’le mücadelede vazgeçilmez ortak” denilen SDG, bugün “artık ihtiyaç yok” denilerek kaderine terk edildi. Bu durum, Irak’ta, Afganistan’da ve daha önce farklı coğrafyalarda yaşanan senaryonun birebir tekrarından başka bir şey değildir. Washington, işi bittiği anda sahadaki taşeronlarını gözünü kırpmadan yüzüstü bırakmaktadır.
Trump yönetiminin “örgütle değil devletle çalışacağız” söylemi ise ABD’nin ilkesizliğini ve pragmatizmini ortaya koyuyor. Dün terörle mücadele bahanesiyle meşrulaştırılan yapı, bugün siyasi yük haline gelince bir anda gözden çıkarıldı. ABD, bölgede demokrasi, insan hakları ya da istikrar değil, sadece kendi çıkarlarını merkeze alan bir politika yürüttüğünü bir kez daha kanıtladı.
Bu yaşananlar, bölgedeki aktörler için açık bir ders niteliği taşıyor: ABD’nin verdiği sözler geçicidir, kurduğu ittifaklar konjonktüreldir. Washington için “müttefiklik” kavramı, çıkarlar bitene kadardır. Çıkar bittiği anda dostluk da biter, destek de kesilir. SDG örneği, ABD’ye bel bağlayan herkesin eninde sonunda nasıl yalnız bırakıldığının somut bir göstergesi olarak tarihe geçmiştir.
Sonuç olarak ABD, bölgede güvenilecek bir ortak değil; kullanıp atan, sahadaki aktörleri harcayan bir güç olduğunu bir kez daha ispatlamıştır. Bugün SDG’ye yapılan, yarın çıkar çatışmasına düşen başka yapılara da yapılacaktır. Çünkü Washington’un dış politikasında sadakat değil, çıkar vardır.

Yeni yorum ekle