Velid Canbolat: Direnişi Silahsızlandırma Planı İsrail’in Diktesidir

Ct, 30/08/2025 - 11:19

Önde gelen Lübnanlı siyasetçi, ABD tarafından Lübnan’a sunulan belgenin aslında İsrail’in direnişi silahsızlandırma diktesi olduğunu belirterek, Hizbullah taraftarlarının hassasiyetleriyle ilgili Şeyh Naim Kasım’ın sözlerinin doğru olduğunu ve hiç kimsenin onları teslim olmaya zorlayamayacağını vurguladı.

Welayet News  - Lübnan’ın önde gelen siyasetçilerinden, Lübnan İlerici Sosyalist Partisi’nin eski lideri Velid Canbolat, ABD’nin Lübnan’a sunduğu belgeye ve Lübnan hükümetinin Amerikalılar karşısında boyun eğmesine tepki göstererek şöyle konuştu: “Bize sunulan şey aslında İsrail’in diktesidir; ‘Hizbullah’ı silahsızlandırın, sonra görün İsrailliler nasıl geri çekilmeyi kabul ediyor.’

Velid Canbolat bir basın toplantısında şu ifadeleri kullandı: “Ama gerçek şu ki, İsrail güneydeki mevzilerini güçlendiriyor ve ben bir kez daha vurguluyorum ki, Hizbullah savaşçıları Lübnan’ın ulusal dokusunun bir parçasıdır.”

Bu önde gelen Lübnanlı siyasetçi şu noktayı vurguladı:“Hiç kimse bizi teslim olmaya mecbur edemez. Ben, ülkenin onurunu koruyacak koşullar altında normale dönme fikirlerimi dile getiriyorum.”

Lübnan İlerici Sosyalist Partisi’nin eski lideri “Biz, ülkemizin işgal altındaki bölgelerini özgürleştirmek ve uluslararası kararları uygulamak istiyoruz. Şii toplumunun siyasi hassasiyetlerini dikkate almayan bu ısrarı hiç anlamıyorum ve benim için kabul edilebilir değildir.” ifadesini kullandı.

Eski lider şu noktayı vurguladı: “Direnişin silahsızlandırılmasına odaklanmak, Şii toplumunun büyük bir kesimi tarafından asla kabul edilmeyecektir. Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, Hizbullah'ın silahının destekçilerinin ruhu olduğunu doğru bir şekilde ifade etmiştir.”

Velid Canbolat, şiddetli yaklaşımların ve askerî çatışma yöntemlerinin hiçbir sonuca götürmeyeceği uyarısında bulunarak şöyle dedi: “Ordumuzda bir iç bölünmeye tanık değiliz, ancak ordunun halkına karşı kullanılmasına dair deneyimin tekrarlanmasından kaçınmalıyız.”

Lübnanlı siyasetçi sözlerini şöyle sürdürdü: “Amerikan heyetiyle yaptığım görüşmede belirttim ki, Litani Nehri’nin güneyinde silahsızlandırma sürecinin büyük bir bölümü zaten gerçekleşmiştir. Ancak buna rağmen, Lübnan ordusu personel, teçhizat ve maaş bakımından güçlendirilmelidir.”

Daha önce, ABD’nin Lübnan’daki baskılarının ve fitne girişimlerinin artmasının, Washington’un elçilerini direnişe karşı kışkırtma amacıyla defalarca Beyrut’a göndermesinin ardından, Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı’nın siyasi yardımcısı Hüseyin Halil bir açıklama yaparak, ABD’nin ordunun halkla karşı karşıya gelmesi için kurduğu komplolar konusunda uyarıda bulunmuş ve ilgili taraflara, yabancı elçiler karşısında siyasî teslimiyete son vermeleri çağrısında bulunmuştu.

Hüseyin Halil, “Amerikan hükümeti, önce Morgan Ortagus, ardından Tom Barrack ve daha sonra Kongre ve hükümet üyelerinden oluşan daha geniş bir heyeti Beyrut’a göndererek, İsrail’e günlük saldırılarını durdurması ve Lübnan’ın işgal altındaki bölgelerinden çekilmesi için baskı yapma yönündeki tüm taahhütlerini, açık güvencelerini ve geçmişte verdiği sözlerini tamamen çiğnedi. Bu durum, Amerikalı temsilcilerin kısa süre önce Lübnanlı yetkililere verdikleri sahte vaatlerle açık bir çelişki içindedir.” açıklamada bulundu.

Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı’nın siyasî yardımcısı şöyle konuştu: “Amerikalıların, Lübnan ulusal ordusunu halkla karşı karşıya getirme ve ordu ile direniş arasında bir ayrışma yaratma çabası, bu ülkenin temel yapısının iki sütunu olan ordu ve direnişi yok etmeye yönelik iğrenç bir girişimden başka bir şey değildir. Biz bu iğrenç girişimleri kınıyoruz ve bir kez daha Lübnanlı yetkililere, böyle ölümcül tuzaklara düşmekten sakınmaları tavsiyesinde bulunuyoruz.”



Yeni yorum ekle