Ya İzzet Ya Zillet…

Wed, 22/02/2017 - 15:53

Tabiat ve yeryüzü varlık aleminin yegane mücadele yeridir. Varlıklarını sürdürmek tüm içgüdü taşıyan canlılarda mevcuttur.. Mevcudat vucüd bulduğundan bu yana gerek insan gerek hayvan alemi bu mücadelenin baş aktörüdürler. İki zıt yönü ile bilinen bu iki farklı varlık kendi cinsleri ile iktidar üstün gelme ve hayatta kalma mücadelesi vermektedirler. Yani bir varlık diğer bir varlığa adalet dışında üstün geldiğinden kendi fıtratından ayrılıp diğer varlığın fıtratına bürünmüş oluyor. Yani insan hayvan alemine müdahele ettiği zaman adaleti gözetmezse eğer hayvan sıfatına bürünmüş oluyor demektir, aynı şekilde kendi cinsleri ile olan irtibatında da adaleti gözetmezse aynı şekilde hayvan sıfatına yani kendi öz benliğinden sıyrılıp başka bir öze dönüş yapmış oluyor demektir. İnsanlığın ilk şartı adalettir her varlık kendisine çizilen biçilen bölgede huzur ve güven içinde yaşamalıdır, eğer buna kendi içinde galip gelmediği taktirde o zaman başka bir bölgeye göz dikmekte ve bu onun adaletsizliğinin başlangıcı olmakla birlikte ilerideki yapacağı tüm fiili hareketleri belirleyici en büyük rol olacaktır..

Deneme ile ispattır ki bir insana makam verildiği zaman eğer ki adalet dışında bir hareket yaparsa bu onun daha da aç gözlü ve doymak bilmeyen bir iktidar ve makam hırsına doğru yol aldığı görülmüştür..

İnsan değişik bir varlıktır bu varlık kendi içsel problemleri ile yüzyüze gelmediği zaman başka bir alemin hayvanat aleminin zahiri sıfatına bürünebilir, hayvan alemine göre olağan olan bu alem İnsan alemine göre ise tam tersi olağan dışı bir yaşam şeklidir..

Bugün süper güçlerin en büyük sorunu bu doymazlık ve içsel güdüleri kendi alemlerine göre değil de hayvan aleminin zahiri yaşamına göre ayarlamalarından kaynaklanmaktadır…

Bütün sorunlu olan ülkelerde başta Amerika, İsrail ve diğer ülkelerde yönetimi bina ettikleri sistem varlık savaşıdır ve kendi varlıklarını sürdürmek için diğer bütün varlıklar gözlerine bir diken gibi batmaktadır. Hatta bütün alemi yok etseler başka bir alem varmı diye arayış içine girip o alemdeki varlıkları da yok etmek isterler. Buna binaen deriz ki kişi sevdiği ile beraberdir bakın tüm bu alemdeki güçlere hepsi birbirine sempati duyamaktadır. Hatta birbirlerini bu konuda kıskanmakta alemi yok etmek için siyasi olarak Güleryüz ile birbirlerine baksalar da arka planda kuyu kazmaktadırlar, bunun tek sebebi tek güç tek iktidar olma hevesidir.

Bu güçlerin yaşadığı alanda muhalif olma hakkı söz ve düşünce belirtme özgürlüğü kesinlikle yoktur demokrasi denilen eşit ağırlıklı yaşam tarzı siyasi olarak gündeme gelse de fiili olarak kesinlikle tam tersi bir yönetim tarzı yürürlüktedir. Bu söylediklerimiz büyük devlet ve süper güç olduklarını zannedenler içindir. Bireyler arasındaki geçen bu tür olaylar ise bu devletlerin ve güçlerin etkisinde kalma mücadele meydanında adalet ve hak için olunmadığından kaynaklanmaktadır. Diktatörler İnsanların eseridir eğer ki bu alemden destek görmezlerse bu içsel hırs bir tramvaya katliama dönüşür, karşılarında bir blok görmediklerinde sadece yönetmek istedikleri gibi yönlendirme ile yetinirler fakat bir direniş gördüklerinde bu tam tersi cereyan eder yani ya kan ya gözyaşı yada baskı ile sindirilip susturulma yöntemine gidilir. Zulüm önünde durulmazsa bir gün mutlak bu gelip sizin kapınızı ya direk yada dolaylı yoldan çalacaktır. Kendini diktatörlüğe adamış bir gücün karşısında ancak ve ancak panzehir olarak direniş olmalıdır bunun aksi tüm hareket söylem ve fiiller başarısız olacaktır. Direnişin olmadığı bir alemde putçuluk ve kutsama baş göstermekle birlikte zamanın gereği olan aletler kullanılarak Halk uyuşturulma yöntemine gidilir. Tarih bize bunu söylemektedir, direniş harici tüm ameller hedefe oturmaktadır. Bugün kendi içimize dönersek eğer bizimde bu sistemin kirli siyasetine alet olmaktan kurtulamadığımızı itiraf etmemiz gerekecektir. Bizlerin bugün görmüş olduğu baskı medya baskısıdır, buda en hafif ve zihinsel olarak korkutma ve dirayeti kırma yolundaki hareketlerdir. Elbette sufyani bir ekolün bizlere gülmesini e-beklemek yersiz olur ve bu ekolden gelecek her türlü söyleme fiili yaptırıma hazır olmamız gereklidir..

Bizler bu olacak olayların neresindeyiz bugün hangi eksiklerimizden dolayı bu tür fiili harekete maruz kaldık bunlar masaya yatırılmalıdır. Nitekim sonuçta zulüm ile gelen bir iktidar karşısında biz ne yaptık nasıl hareket ettik ve etmeliydik. Bizler en büyük sorunu farklı yerlerde ararken aslında içsel güdümüz bizi çoktan bu sisteme entegre edip alıştırmıştı şimdi ise başımıza gelen fiili bir olay karşısında feryat ediyor sağa sola kaçışıyoruz buda bizim dağınık bir halimizin olduğuna delildir. Gönülleriniz bir olmadıktan sonra sayıca çok olmamız maalesef hiçbir işe yarmadığı gibi bunu da yaşayarak öğrendik. Biz neden bağırıyoruz neden adaletsizlik olduğunu kast ediyoruz bundan önce adaletsizlik yokmuydu veya bunun başımıza geleceğini bilmiyormuyduk eğer biliyorduksa neden dağınığız ve bir tek çatı altında değiliz!! Elbette ki zulmün her türlüsüne adaletsizliğin her türlüsüne karşıyız ve susmayacağız da .Lakin bu ne için hangi ekol için ...

Bizim en büyük sorunumuz….

Hakkı Hak için istememizdir…

Adaleti hak için ayakta tutmamızdır..

Kendi başımıza gelene kadar zulme sessiz kalmamızdır..

Halen direniş ekseni oluşmamışsa bu gönüllerimiz bir olmadığının ispatıdır..

Halen sesimiz gür değilse bu kendi çıkarlarımızın davamızın önünde engel oluşundandır..

Evet bugün bize yapılan içimizdeki gücü kırmak safları ayırmak için bir projeydi ve ister başarılı olsun ister olmasın sorun bizimle alakalı karşıdaki güç ile değil. Biz direniş ekseninde hareket edip tüm zulümlere aynı tavrı göstermedikçe asla ve asla başarı gelmeyecektir. Sadece başımıza geldiğimizde veryansın ve feryat ettiğimiz ile kalacağız…

Bugün buradan kendine güç odaklı sistemleri örnek almış tüm ekollere ve yaptığı tüm fiili amellere Heyhat Minnezilleh diyoruz…..

 

Murat Avci



Add new comment