İmam Hamanei son olayları "hibrit savaş" olarak nitelendirdi

Wed, 02/11/2022 - 14:39

İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei, 13 Aban (2 Kasım) “Dünya İstikbarıyla Mücadele ve Öğrenci Günü” münasebetiyle bu sabah İmam Humeyni (r.a) Hüseyniyesinde üniversite öğrencileriyle bir araya geldi.

Welayet News  - İmam Hamanei’nin konuşmasının önemli başlıkları şöyledir:

Aban ayının 13'ü (2 Kasım) tarihi bir gün, deneyim ve öğrenme günüdür. 13 Aban, hem Amerika'nın kötülüğünün hem de Amerika'nın darbe alıp mağlup edilmesinin vücut bulmuş halidir.

13 Aban (2 Kasım) tarihi bir gündür, bugün hem tarihidir hem de öğretici bir gündür.

Bugün tarihi bir gündür, yani bugünde tarihte kalıcı olacak olaylar yaşanmıştır ve bu olaylar asla unutulamaz ve unutulmamalıdır.

Bugün öğretici bir gündür. Çünkü bugünde yaşanan olaylardan dolayı bazı tepkiler meydana gelmiştir ve bu tepkiler bizim, ülkenin, hayatınızın ve milletinizin geleceği için bir derstir. Bu tecrübeleri kullanın. Gelecek sizindir. Bugün, Amerika’nın kötülüğünün vücut bulmuş halidir. Amerika'nın darbe yemesinin ve Amerika'nın yenilgisinin vücut bulmuş halidir. Yani Amerika'nın dokunulmaz bir güç olduğunu düşünenler vardı ama bugün yaşananlara bakarsak bunun böyle olmadığı ve tamamen savunmasız olduğu ortaya çıkmaktadır.

Bir dönem, eğitim bakanlığına casus yuvası belgelerinin içeriğini ders kitaplarına dâhil etmelerini söyledim ama maalesef yapmadılar. Bunlar, Amerikalıların İran'da bulundukları süre içinde yani yaklaşık 28-29 yıl içinde İran'da ne yaptıklarını, hangi komploları, hangi ihanetleri gerçekleştirdiklerini göstermektedir.

Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta bulunmaktadır. Casusuluk yuvası dedikleri (ki öyleydi de zaten) Amerika büyükelçiliğine düzenlenen saldırıyı, Amerikalılar açıklamalarında, reklamlarında, röportajlarında, cumhurbaşkanlığım döneminde New York'a yaptığım ziyarette benimle yaptıkları röportajda, İran halkı ile ABD arasındaki mücadelenin başlangıcı olarak adlandırıyorlar. Amerikalıların İran halkının karşısında durmasının sebebinin büyükelçilikte yapılan o hareket olduğunu söylüyorlar. Yani “Büyükelçiliğimize saldırdınız ve sizinle aramızda münakaşa oldu, kavga ve düşmanlık oldu” diyorlar ama yalan söylüyorlar, sorun bu değil.

 

İran ve Amerika halkı arasındaki mücadelenin başlangıcı 19 Ağustos 1953’tür. 19 Ağustos’ta ulusal bir hükümet iş başındaydı, Musaddık’ın hükümeti ulusal bir hükümetti. Batılılarla sorunu da sadece petrol sorunuydu. O ne Hüccetü’l İslam’dı ne de İslamcılık iddiasında bulunuyordu, bu sadece bir petrol meselesiydi. Petrol İngilizlerin elindeydi. O da petrolün bizim elimizde olması gerektiğini söyledi, tek suçu buydu. Amerikalılar oturdular ve Musaddık’a karşı komplo kurdular ve bir darbe yarattılar. Çok acayip ve garip bir darbeydi. Amerikalılar konusunda iyimser olan, onlara güvenen ve hatta onları seven Musaddık, Amerikan hükümetinin İngilizlere karşı kendisini destekleyeceğini düşündü. Ama onlar Musaddık’ı sırtından bıçakladılar. Musaddık'ı ve çevresini ve herkesi tutukladılar. Bazıları daha sonra idam edildi, bazıları yıllarca hapis yattı.

İran milleti ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ihtilaf 19 Ağustos 1953’e dayanıyor. Neden halk tarafından seçilmiş bir ulusal hükümete darbe yapıp onu devirdiniz? İngilizlerin pençesinden kurtardığı petrolü İngiltere'nin, Amerika’nın ve bazı hükümetlerin olduğu bir konsorsiyuma verdiniz.

Amerikalılarla savaşımız o günden itibaren başladı. Şimdi Amerikalı politikacılar ikiyüzlü ve utanmazca İran milletini desteklediklerini söylüyorlar!

Düşman olmayan, ancak ihmal veya yanlış anlama ve medyada yanlış bilgiler duyma nedeniyle, düşmanla aynı şeyi söyleyen kişilere kavga etmeden, yazarak, mesajla ve deliller sunarak yol gösterin.

Son birkaç hafta içinde yaşanan olaylar sadece sokak isyanları değil, birleşik bir savaştır. Düşman yani Amerika, Siyonist rejim, bazı sinsi ve alçak Avrupa güçleri ve bazı gruplar tüm imkânlarla sahaya çıktılar ve bilgi cihazlarını, medyayı ve sosyal medya kapasitesini kullanarak, İran ve diğer bazı ülkelerdeki geçmiş deneyimlerden yararlanarak millete darbe vurmaya çalıştılar.

Elbette millet, kötü niyetlilerin ağzına gerçek anlamda vurdu ve onları başarısızlığa uğrattı.

İmam Hamanei, dünya düzenindeki değişim belirtilerine ve yeni bir düzenin dünyaya hâkim olma sürecine değinerek, gençlere yeni dünya düzeninde İran'ın ve İranlıların rolünü ve yerini tanımalarını tavsiye etti ve şunları söyledi:

Yeni düzenin boyutları ve doğası tam olarak bilinmemekle birlikte bunun temel hatları çizilebilir.

Yeni düzenin ilk temel çizgisi, “Amerika'nın izolasyonudur.” Amerikalıların kendilerini dünyadaki tek hâkim güç olarak adlandırdıkları geçmişten farklı olarak, yeni düzende Amerika'nın önemli bir yeri yoktur ve tecrit edilmiş durumdadır ve dünyanın farklı yerlerinden elini ayağını toplamak zorunda kalacaktır.

İmam Hamanei konuşması sırasında öğrencilerin “Amerika’ya ölüm” sloganlarına yanıt olarak şu ifadelerde bulundu:

Bazıları Amerikalıların düşmanlığına denen olur diye bu sloganı söylemeyin diyorlar. Oysa Amerikalıların İran’a karşı düşmanlığı, o dönemde İran'da kimsenin “Amerika'ya ölüm” demediği 19 Ağustos 1953’te başlamıştır. Tabii o darbeden sonra öğrenciler aynı yıl Tahran Üniversitesi'nde 16 Azer’de (7 Aralık’ta) Amerika'ya ölüm dediler ve bu slogan 16 Azer’in (7 Aralık) bir hatırasıdır.

Yeni dünya düzeninin ikinci ve üçüncü temel çizgileri, "Siyasi, ekonomik, kültürel ve bilimsel gücün Batı'dan Asya'ya transferi" ve "Mantığın ve direniş cephesinin genişlemesidir."

 

Baskıcı güçlerin zulmüne karşı direniş cephesini ve fikri olarak genişlemeyi başlatan İran İslam Cumhuriyeti’dir.

"Ne doğu ne batı" diyen ilk kişi aziz İmamımızdı (r.a) ve bu ruh ve güçlü sözler bugün o kadar yayıldı ki bölgemizde birçok kişi direniş mantığına inanıyor ve bunu uyguluyor ve gaz hatları konusunda Lübnanlıların Hizbullah'ın lütfuyla elde ettiği son sonuç ve fayda gibi bundan sonuçlar elde ediyorlar.

İmam Hamanei konuşmasının devamında, “İran yeni dünyada ne yapıyor ve nerede?" sorusunu yönelterek, gençleri bu soru üzerinde düşünmeye ve kendilerini yeni dünyaya hazırlamaya çağırdı ve şunları söyledi:

Aziz İran, akıllı ve yetenekli insan gücü, çeşitli ve bol doğal kaynakları, hassas ve ayrıcalıklı coğrafi konumu ve en önemlisi yüksek hükümet ve medeniyet mantığı gibi üstün özelliklere sahip olması nedeniyle yeni düzende önemli bir konuma sahip olabilir.

İran'ın eşsiz coğrafi avantajını kullanması ve çok gelişmiş ve iyi bir transit geçiş yolu haline gelmesi, demiryolu hatlarının geliştirilip genişletilmesine bağlıdır. Bu alanın sürekli vurgulanmasına rağmen, sadece bazı işlerin yapıldığı İmam'ın (r.a) vefatından sonraki dönem dışında çeşitli hükümetlerin bu konuda eksikliği olmuştur ama bu hükümet bu konuda bir şeyler yapmak niyetindedir.

İran İslam Cumhuriyeti ve onun yönetim ve medeniyet mantığı konusundaki önemli ayrıcalık, insanların varlığı ve oylarının ilahî öğretilerle birleşimidir. Bu görev kolay değildir ancak İran İslam Cumhuriyeti bunu başarmıştır. Tabii bildiğimiz kusurlar var ama yeni dünyadaki söz ve mantık budur.

1980 ve 1990’lar gençliğinin zekâ ve yeteneğinin meyvesi herkesin gözünün önündeydi. Gelecekte de herkes siz 2000 ve 2010’larda doğanların bereketini görecek.

 

İmam Hamanei konuşmasının sonunda şu önemli noktaları dile getirdi:

Yaptığımız her harekette ve her sözde yurt dışına gönderdiğimiz mesaj konusunda halkın tüm yetkilileri ve mensupları dikkatli olmalıdır. Milletin, gençliğin ve ülkenin yetkililerinin, zalimlere karşı direnme gücünü ve kararlılığını tüm dünyaya ve bilhassa düşmanlarına iletmesi gerekir.

Devlet adamlarına da bu alanda ağır görevler düşmektedir ve geçmişteki başarısızlıklar tekrarlanmamalı ve eğitim, bilim, sağlık, rehberlik, ekonomi bakanlıkları, cumhurbaşkanlığı ilmi bakanlıkları gibi farklı kurumlar görevlerini ciddiyetle yerine getirmelidir.

Şundan emin olalım ki, herkes nerede hangi iş veya sorumlulukla meşgul olursa olsun, görevlerini bilip yerine getirirse, tüm sorunlar çözülecek, ülke ve millet nihai arzusuna ulaşacaktır.



Add new comment