İslam Ahlakı; İlkeler ve Gayeler (3)

Sat, 18/06/2022 - 18:13

Doğuşunun bidayetinde zayıf, basit ve renksiz olan insan nefsi, zamanla faklı yetenekler kazanır ve giderek belli bir forma bürünür. Nefsin sabit hale gelen bu yetenekleri, “meleke” olarak adlandırılmıştır.

Welayet News  -  Her meleke, eylemi hızlı ve kolay hale getiren insan ruhunun bir niteliğidir. İnsan ruhunun melekleri birkaç geniş gruba ayrılır.

a) Melekelerin bir bölümü, daha çok bedenin azalarında kendini gösteren cismani melekelerdir. Bu tür becerilerin kazanılması “beden eğitimi” olarak kabul edilir. Yürüme, yüzme, ata binme becerileri ve diğer fiziksel egzersiz türleri gibi.

b) Melekelerin diğer bir bölümü, "zihinsel" yeteneklerdir ve bunları elde etmek "zihni eğitmek" olarak kabul edilir. Yoğunlaşma, dikkat, ezberleme, hatırlama, aktarım hızı, analiz ve eleştiri gücü, düşünme, planlama melekeleri ve çeşitli fikirsel egzersizler gibi.

c) Diğer bir meleke grubu, ahlak kitaplarında konu edinen insanın "manevi" ve "kalbi" nitelikleridir. Cesaretin, cömertliğin, hoşgörünün, tevazunun, özdenetimin, salabet ve ciddiyetin meleke-i fazılası ile  nifakın, hilekarlığın, riyanın ve katı kalpliliğin meleke-i rezilesi bu kabildendir. Ahlaki erdemleri ve faziletli melekeleri kazanma, "ruhu eğitme" ve selim bir kalp elde etme çabası olarak kabul edilir.

d) İnsanda birkaç farklı yeteneğin sonucu olan diğer bir takım karmaşık melekeler de vardır. Örneğin, gözlerin yeteneği ile zihnin konsantrasyonunun birleşiminin ürünü olan hızlı okumanın melekesi gibi. Nakış, aşçılık, marangozluk ve demircilik gibi çoğu sanat ve zanaat bu kategoriye girer.

Melekenin faydaları

Her meleke, kısa sürede az miktarda enerjinin harcanması ile faydalı sonuçlar veren, insanoğlunun emrindeki etkili bir araç niteliğindedir. Yeni başlayan bir çocuk için bir sayfa yazı yazmak, yoğun fiziksel ve zihinsel çaba ve uzun bir zaman gerektirir. Çalışmasının ürünü de pek değerli değildir. Ancak sınırlı bir zaman, az çaba ve az bir dikkat ile hat sanatının melekesini elde eden kişi, değerli ve nefis bir tablo yaratır. Huzu ve huşu melekesini kazanan, kendini inşa etmiş olan insanlara kıyasla sıradan insanlar için namazda zihin ve kalbin hazır halde korunması da böyledir. Dolayısıyla, başta çok zor, meşakkatli ya da imkansız gibi görünen bir iş, melekenin kazanılması ile sadece mümkün olmakla kalmaz, zamanla kolay ve akıcı bir iş haline gelir.

"Hızlandırma", "kolaylaştırma", "eylemin gelişmesi" ve "süreklilik", hedef sahibi her akıllı insanı nefsin sabit kapasitelerini elde etmeye davet ve teşvik eden melekenin değerli kazanımlarıdır.

Melekeyi elde etme ilkeleri

Melekenin faydalarına vakıf olduktan sonra zihne gelen soru şudur: Melekeleri elde etmek için ne yapmak gerekir? Aşağıdaki ilkeler, bizi bu sorunun yanıtını bulmaya hidayet ediyor:

1- Fizibilite: Her yaşta ve durumda insan için melekeleri kazanmak veya değiştirmek mümkündür. Ancak, genç yaşta çok daha kolay ve erişilebilirdir. Alikadr bilge İmam Humeyni (r.a) bu konuda şöyle der: “İnsan bu dünyada olduğu sürece, değişimlere ve tasarruflara maruz kaldığı için herhangi bir melekeyi başka bir melekeye dönüştürebilir. ‘Şu veya bu huy, fıtridir, doğuştan geliyor ve değişmesi mümkün değil’ diyorlar ama bu, ilmi temeli olmayan bir ifadedir. Bu hususun, felsefede burhani ve de vicdani bir temelinin olmasının da yanında, en büyük delili, şeriat-ı mutahhara’da her türlü bozuk ahlakın yasaklanması ve bütün ahlaki bozuklukların iyileştirilmesi ve her türlü güzel ahlakın kazanılmasına emredilmesidir”.

2- Aşamalı ve zaman alıcı olması: Melekenin ortaya çıkması zaman ve aşamalılık gerektirir. Bir insanda bir anda hiçbir nitelik ortaya çıkmaz veya kaybolmaz. Maddi dünyadaki tüm hareketler ve gelişmeler gibi melekelerin doğumu ve ölümü de tedrici olarak ve zamanla gerçekleşir.

Bir insanın fiziksel gelişimi nasıl ki uzun yıllar gerektiriyorsa ve bir gecede gerçekleşmiyorsa, fikirsel gelişimi ve ruhsal tealisi de bir gecede ve bir anda gerçekleşmez. Eğer iki yaşındaki bir çocuk bizden hemen büyümesi için bir talimat isterse, ona ne diyebiliriz? Bol miktarda yemek yemesi tavsiye edilebilir mi? Bu soru, namazda "kalp huzuru"nun birkaç gün içinde nasıl elde edileceği sorusu kadar yanlıştır. Veya bir bilim ya da beceride nasıl ustalaşılacağı ve kısa sürede nasıl elde edileceği sorusu kadar hatalıdır.

Bu yersiz beklentilerin temelinde "zaman" kavramına dair eksik idrakimiz yatıyor. Olup biten olaylarda "zaman"ın özel rolüne dair eksik bakışımız, başarısızlık, hüsran ve umutsuzluktan başka bir getirisi ve neticesi olmayan aceleci planlamaya yol açar.

3- Tekrar ve süreklilik: Meleke, amelin tekrarlanması neticesinde ortaya çıkar. Hat sanatının melekesini elde etmek için çok yazmanız, sürücülük melekesini kazanmak için araba kullanmanız gerekir. Bir amelin çok fazla tekrarı, o ameli varlığımızın dokusuyla tanıştırır ve melekenin oluşmasına yol açar. İyi amel, çok amel etmekle olur. Bir sanatı, mesleği, beceriyi veya bir vasfı kazanmak isteyen kişinin, örneklerini birbiri ardına deneyimlemesi gerekir. Bir özelliği elde etmek için istemek veya dua etmek yeterli değildir. Bu yeteneklerin kazanılması için birden fazla pratik eylem gereklidir.

Her defasında bir ameli deneyimlediğimizde melekeye bir adım daha yaklaşırız. Bu deneyimlerin ve eylemlerin birikmesinden meleke doğar.

Müminlerin Emiri Hz. Ali (a.s) bu hususta şöyle buyurmakta: “Kim amel ederse gücü artar ve kim ameli ihmal ederse güçsüzlüğü artar."

4- Amelin kesin ve hissedilmeyen etkisi: Her amel melekenin ortaya çıkışında bir nevi rol oynasa da etkisi genellikle görülmez veya hissedilmez. Güzel hat sanatının melekesini yaratmak için bin sayfa yazmak gerekirse, her sayfa yolun binde birini kat eder ve bu nedenle bir sayfa yazıldıktan sonra önemli bir değişiklik görülmez. Sekizinci İmam'ın (a.s) türbesini ziyaret etmeye niyetlenen bir yolcu, sadece bir adım atsa Meşhed'e yaklaştığını görmez, ama her halükarda gerçekten yaklaşmıştır. Gece teheccüd namazına ve Rahman ile münacata ayrılan bir saatlik süre, Allah'a yakınlaşmakta kesinlikle etkilidir, ancak görünmeyen etkisi ancak onlarca benzeri ile bitişirse anlaşılabilir. Bu nedenle, bir gece ibâdetinden, yeri ve göğü tasarrufumuzun şemsiyesi altına almasını, melekuti gözümüzü açmasını ve bizi yakin mertebesine ulaştırmasını beklememeliyiz. Tıpkı bir kerpiçi koymakla önümüzde yüksek bir sarayın belirmesini beklememek gibi!

Bu kaide aynı zamanda bozuk melekeleri de içerir. Bir kez kötü yazmak, kötü hattı bir kez temrin etmektir, velev ki etkisi görünmesin. İnsan her defasında sözüne aykırı hareket edip ahdini kırdığında namertliğe doğru bir adım atmış olur, her ne kadar etkisi hissedilebilir değildir ve her günah, fasıklık melekesi ve masiyet duvarının örülmesinde bir kerpiç veya kalbin beyaz sayfasında görünmeyen küçük bir siyah nokta mesabesindedir. Resulullah (s.a.a) bir hadiste, “Mümin bir günah işlediğinde kalbinde siyah bir nokta oluşur. Eğer tövbe edip istiğfar eder ve günahtan el çekerse, kalbinden o siyah nokta temizlenir ama eğer günaha devam ederse, o nokta büyümeye başlar.”

Fazla yemenin bilerek ve kasıtlı olarak gerçekleştiği her defasında, insanın iç yüzü biraz daha hayvana benzeşir. Her uygunsuz öfke ve hiddet eylemi, içimizdeki yırtıcılık ve kurtluk özelliklerini biraz daha katılaştırır...Ve insan, kendisi için kendi eli ile hazırladığı surette veya biçimde dirilir.  

Şeytanın en ilginç hilelerinden biri, bizim iyi ve kötü amellerimize karşı ikircikli yaklaşmasıdır. Bir kimse kötü bir amel işlediğinde, örneğin yalan söylediğinde veya haram bir bakışla baktığında, şeytan o amelin insan nefsi üzerindeki etkisini oldukça küçük gösterir ve bu amelden sonra hiçbir şey olmamış ve insan ruhunda hiçbir değişiklik olmamış gibi lanse ettirir. Bu ayartma, insanın yaptığı çirkin davranışı kolayca affetmesini ve bir daha yapmaktan kaçınmamasını sağlar.

Öte yandan, insan her iyilik yaptığında, şeytan bu iyiliğin insan ruhundaki etkisini çok büyük ve dikkat çekici olarak tasvir eder ve iyi amelin yapılmasından sonra insanın halinin olukça matlup ve övgüye değer hale gelmiş gibi gösterir. Bu ayartma ise kişinin ucuba veya kendini beğenmeye düçar olup kendini müstağni hissetmesine ve durağanlaşmasına neden olur.

Sonra, küçük amelinin bu kadar büyük bir etki yaratmadığı kendisine karineler ve deliller ışığında malum olursa, Şeytan'ın bu amel üzerinden yarattığı yanlış beklentiden dolayı hayal kırıklığına uğrayıp ye’se düşer, eylemi tekrarlamayı bırakır, tekamülden veya kendini ıslah etmekten vazgeçer ya da kendi himmeti ile kıyaslayarak yüksek insani mertebeleri reddeder.

Gerçekte şeytan, insanın çirkin davranışı karşısında üçüncü önermeyi (amelin kesin etkisini) silik, sönük gösterip dördüncü önermeyi (herhangi bir amelin etkisinin görünmezliğini) oldukça belirgin ve büyük kılarken, insanın iyi davranışı karşısında ise tam tersine, dördüncü önermeyi reddeder ve üçüncü önermeyi kuvvetle doğrular. Bu, iblisin kendi sahasında ne denli maharetli ve usta olduğunu gösterir.

5- Melekeyi kazanmanın zorluğu ve istikametin gerekliliği: Melekenin ortaya çıkış dönemi, insan için zor bir dönemdir. Melekeye sahip olmayan kişi, büyük bir çaba sarf eder, çok fazla dikkat ve konsantrasyon harcar, önemli ölçüde gecikir ama fazla bir ürün elde etmez, özellikle de bir becerinin kazanılması adına başlayan bir hareketin bidayeti genellikle başarısızlıkla sonuçlanır. Güçlü bir faktör istikamete zorlamadıkça veta tükenmez bir aşk ve ilgi bu yolu katetmeyi kolaylaştırmadıkça tüm bunlar, zayıf bir insanı çileden çıkarıp amelin ağır yükünün altından çekmesi için yeterlidir.

6- Melekeyi edinme aşamalarında dikkat: Bir melekenin oluşma aşamaları ne kadar dikkat ve farkındalık ile gerçekleşirse, o melekenin ortaya çıkmasındaki payı o kadar büyük olur. Örneğin, şevkle ve sabırla yazılan sayfalar, hat sanatının oluşmasında daha büyük bir etkiye sahiptir ve daha büyük bir adım olarak kabul edilir.

Allah Resulü (s.a.a) bir hadisinde, “Bir iş yaparken muhkem/sağlam yapan kulunu Allah sever” buyururken, diğer hadisinde “Sizden birisi bir iş yaparken sağlam yapsın” buyurmuştur.  

Yeteneklerin genişlemesiyle birlikte insanın giderek yeni melekeler edinmesi ve yeni ufuklarla tanışması kolaylaşır.

7- Planlama ve başkalarının deneyimlerinden yararlanma: Düşünmek ve planlamak melekeyi edinme sürecini sağlıklı kılar. Bu yeteneğe hakim formülleri bilmek, başkalarının deneyimlerinden yararlanmak, meşveret etmek ve bir üstada sahip olmak melekeyi edinme süresini kısaltır, savrulmaları ve hataları en aza indirir.

8- Elde edildikten sonra melekeden yararlanmanın gerekliliği: Meleke oluştuktan sonra onu kullanmak, etkilerinden ve faydalarından yararlanmak da insana kalmış bir şeydir. Bir kişinin seher vakti uyanık olma melekesi olabilir, ancak tembellik ve gevşeklik nedeni ile seherin nimetlerinden yoksun kalabilir. Ya da birinin hat melekesi olduğu halde onu kullanmayabilir ve kötü el yazısıyla yazabilir. Hat sanatı, hattat için kolay olsa da, hak ettiği kadar emek ve çaba gerektirir. Bu küçük çabayı harcamaktan kaçınırsa, melekesini boş ve işe yaramaz bırakmış olur ve resimleri yazarken dikkatsiz ve sabırsız ise, zaman içinde ve eylemi tekrarlayarak, dikkatsiz ve aceleci olması kendisi için bir alışkanlık haline gelmesi uzak bir ihtimal değildir. Yeteneklerin sürekli kullanımı, çalışmanın sonuçlarından yararlanmanın yanı sıra, bir kişide çalışkanlığın, faaliyetin, istikametin ve neşenin melekesini yaratır ve tembelliği, gevşekliği ve can sıkıntısını ortadan kaldırır.

9- İtidal ve ihtiyat: Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: Ey insanlar! Amellerden yapabildiğinizi alın.

Meleke edinmenin pratik planı, kişinin mevcut yeteneğiyle orantılı olmalıdır. Herhangi bir işin başlangıcında insan kapasitesi oldukça sınırlıdır. Ödev ve kendine - veya bir başkasına – yüklenen görev, eğer takati aşarsa amele dönüşmez veya süreklilik haline gelmez ve çoğu durumlarda zarar verir. Nasıl ki halter sporunda kişi ağır ağırlıklarla temrine başlarsa bu onun omurgalarına zarar verir veya en azından bu sporu sürdürme şevkini ortadan kaldırır. Bu nedenle, olumsuz sonuçlara yol açmayacak şekilde, bireyin yeteneğinin artması ile orantılı olarak ve "kademeli olarak" ağırlıkların sayısını artırmak gerekir. Tedriciliği veya kademeliliği tavsiye etmenin iki yüzü vardır:

Birincisi, “Kendinize her aşamada yükleyebileceğinizden fazla yük yüklemeyin” önermesi ile özetleyebileceğimiz olumsuz yüzüdür.

İkincisi ise, “Nefsin kabiliyeti ve gücü arttıkça ödevi de artırmalısınız, yani ödev, kabiliyetten daha az da olmamalı” önermesi ile özetleyebileceğimiz olumlu yüzüdür.

Bu iki önermenin birleşimi, planlamada "itidal"i elden vermemek için bir tavsiyedir. Olumsuz önerme, ifade edilen olumsuz sonuçlara atıfta bulunurken, olumlu önerme, "sürekli hareket" ihtiyacına ve melekenin terfi ve güçlendirilmesine atıfta bulunur.

Çeviri: Mehmet Gönül 

Welayetnews



Add new comment