Riyad'ın Şam'a Karşı Yeni Gerginliğinin Perde Arkası

Mon, 20/12/2021 - 07:25

Abdulbari Atvan, bir Suudi yetkilinin geçtiğimiz günlerde Suriye'ye yönelik söylemini, Riyad'ın Tel Aviv ile ilişkileri normalleştirme arzusuna, BAE ile anlaşmazlıkların tırmanmasına ve Cezayir'in Suriye'yi Arap Birliği'ne geri getirme çabalarına bağladı.

Welayet News  - Arap dünyasının önde gelen analistlerinden olan ve Rey el-Yevm Gazetesi Baş editörü Abdulbari Atvan, bu gazetede kaleme aldığı makalesinde, Suudi bir yetkilinin Suriye’ye ve Beşşar Esad'a karşı sert ve benzeri görülmemiş ifadelerine değindi ve şu soruları gündeme getirdi: ‘Acaba bu eylem, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ı tahta oturtmanın zeminini oluşturma, Suudi liderliğinin yeni kadrosunun direniş eksenine karşı gerilim yaratma politikasına bağlı kalması, Bin Selman'ın iktidarının tanınması, Siyonist rejimin izolasyonunu kırmak ve ABD ve Avrupa'yı tatmin etmek amacıyla Siyonist rejimle ilişkileri normalleştirme çabaları doğrultusunda olduğu şeklinde yorumlanabilir mi?’

Abdulbari Atvan şu ifadelerde bulundu: ‘Suudi Arabistan'ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Abdullah el-Muallimi, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad ve Lübnan hükümetinin yanı sıra Lübnan Hizbullah'ına karşı yaptığı eşi benzeri görülmemiş ve yoğun bir saldırıda, Suriye'ye karşı savaşın bu ülkenin hükümetinin zaferiyle sona erdiği gerçeğini inkâr etti. Çok ilginçtir ki, bu Suudi yetkilinin iddiaları, başta Fars Körfezi olmak üzere Arap ülkelerinin Suriye ile ilişkileri yeniden başlatma ve Şam'daki büyükelçiliklerini yeniden açma çabalarına tanık olduğumuz bir dönemde ortaya çıktı.

Suudi yetkilinin Suriye’ye ve Suriye cumhurbaşkanına yönelik söylemi birkaç şekilde incelenebilir:

Birincisi, bu açıklamalar, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın Suudi kralının yokluğunun gölgesinde ya da belki de varlığının engellenmesinin gölgesinde, Riyad'daki Körfez İşbirliği Konseyi'nin yıllık toplantısına başkanlık etmesiyle eş zamanlı olarak gerçekleşti. Bu, Suudi Veliaht Prensi'nin direniş ekseni, İran ve bölgedeki müttefikleri Suriye, Irak, Lübnan ve Yemen'e karşı yeni bir gerilim yaratma politikası benimseme olasılığını artıran bir gelişmedir.

İkincisi, Suudi yetkilinin BM kürsüsünden Suriye başkanına ve bu ülkeye saldırısı, Cezayir'in Suriye'yi önümüzdeki Mart ayında Arap Birliği'ne geri getirme çabalarını engellemeyi amaçlıyor.

Üçüncüsü, Suudi Arabistan ile BAE arasındaki gerilimin artması ve BAE'nin Yemen'deki savaştan yaklaşık olarak çekilmesi gölgesinde, yeni Arabistan liderliğinin Tahran ve Şam ile ilişkileri yeniden başlatmak için Abu Dabi'ye aykırı politikalar izlemesi uzak bir ihtimal değildir.’

 

Abdulbari Atvan, makalesinin başka bir bölümünde şu ifadelerde bulundu: ‘Şimdiye kadar, Suriye hükümeti ve Lübnan Hizbullah’ı, bu Suudi yetkilinin kendilerine yönelik söylemlerine herhangi bir tepki vermedi. Öte yandan, bin Selman'ın hasta babasının tahtına oturduktan sonra Siyonist rejimin izolasyonunu kırmak ve kendi iktidarını tanımaları için ABD ve Avrupa'yı tatmin etmeye çalışmak amacıyla ilk ve en önemli adımının Siyonist rejimle ilişkileri normalleştirmek olması da muhtemeldir.

Aynı zamanda, özellikle Arap ülkelerinin Suriye ile ilişkilerinin yeniden başlaması gibi son olaylar devam ederse, Suudi Arabistan'ın yeni liderliğinin tüm Suriyeli silahlı muhalif gruplara mali ve silah desteğine yeniden başlatması da muhtemeldir.

Özellikle Siyonist rejimin İran korkusu zirveye ulaşırsa, önümüzdeki günlerde hızlı, çok önemli ve tehlikeli gelişmeler yaşanacaktır.’

alinti yazilar: 


Add new comment