Henry Kissinger’in dilinden ABD'nin Afganistan yenilgisinin nedenleri

Tue, 31/08/2021 - 12:28

Amerikalı ünlü politikacı ve devlet adamı Henry Kissinger, Afganistan'ın modern bir demokrasiye dönüştürülmesinin mümkün olmadığını ve ABD’nin isyan karşıtı çabalarında yenilgiye uğradığını söyledi.

Welayet News - The Economist, ABD'nin Afganistan'daki başarısızlığının nedenleri üzerine ABD’nin eski Ulusal Güvenlik Danışmanı ve Dışişleri Bakanı Henry Kissinger'in kaleminden çıkan bir yazıda şunları yazdı:

Taliban'ın Afganistan'ı ele geçirmesi, endişelerin ülke genelinde kapana kısılmış on binlerce Amerikalı, müttefikleri ve Afgan'ın tahliye edilmesi üzerinde odaklanmasına yol açtı. Onları kurtarmak Amerika'nın acil ve temel önceliği olmalı.

Ancak asıl endişe, ABD'nin müttefiklerine danışmadan veya son 20 yıl boyunca fedakarlık yapanları uyarmadan Afganistan'dan nasıl çekilmeye karar verdiği ve neden Afganistan’daki ana meydan okuma, insanlara Afganistan'ın tamamen kontrolü veya tamamen geri çekilme arasında bir seçim olarak sunulduğudur.

ABD, ulaşılabilir hedefler belirlemediği için başarısız oldu

ABD, askerlerinin can güvenliğini riske attığında, kendi itibarını riske atmış oluyor, diğer ülkeleri işin içine çekmiş oluyor. Bunu, mücadele koşullarını netleştirmek için stratejik, ilgili ülkede ve uluslararası düzeyde statükoyu sürdürme amacıyla yönetim çerçevesini tanımlamak için de politik olması gereken hedeflerin bir bileşimi temelinde yürütmelidir. ABD, ulaşılabilir hedefler belirleyememesi ve bunları Amerikan siyasi süreci perspektifinden sürdürülebilir bir şekilde birbirine bağlayamaması nedeniyle isyan karşıtı çabalarında başarısız oldu. Askeri hedefler haddinden fazla keskin ve ulaşılamaz iken, siyasi hedefler ise haddinden fazla soyut ve ulaşılamaz olmuştur. Bu hedefleri birbirine bağlayamamak, ABD’nin tanımlanmış bir sonu olmayan çatışmalara girmesine yol açtı ve hükümetleri ortak hedeflerini bir iç çekişmeler bataklığında çözmeye yöneltti.

Cihatçı olmayan Afganlar bile ABD çabalarına karşı birleşti

18. yüzyılda mümtaz bir Afgan varlığı görmemize rağmen, bu ülke halkı merkezileşmeye her zaman şiddetle karşı çıktı. Afganistan'daki siyasi ve özellikle askeri tahkimat, etnik ve aşiret meseleleri doğrultusunda ve iktidar komisyoncuların aşiret savunma güçlerinin belirleyici gücünü örgütlediği feodal bir yapıda devam etmiştir. Genellikle birbirleriyle gizli çatışmaları olan bu savaş ağaları, yabancı bir güç ülkede merkezileşme ve uyum sağlamaya çalıştığında -1839'da İngiliz ordusu ve 1979'da Sovyet ordusunun Afganistan’ı işgalinde olduğu gibi -geniş ittifaklarla birleşir.

İngiltere'nin 1842'de Kabil'den sadece bir Avrupalının ölümden veya tutsaklıktan kurtulduğu utanç verici geri çekilmesi ve 1989'da Sovyetlerin Afganistan'dan ani bir şekilde çekilmesi, kabileler arasındaki geçici seferberlikten kaynaklanıyordu. Bugünün Afgan halkının kendileri için savaşmaya isteksiz olduğu argümanı tarihsel olarak geçerli değildir. Kendi aşiretleri ve aşiret özerkliği için canını dişine takarak savaştılar.

Taliban sınırlandırılabilir ancak ortadan kaldırılamaz

Yıllar geçtikçe, savaş, önceki isyan bastırma kampanyalarının mutlak bir özelliğine büründü ve bu vesile ile zaman içinde ABD'nin iç desteği kademeli olarak zayıflanıyordu. Sonunda, Taliban üsleri imha edildi. Ancak savaşın yıktığı bir ülkede ulus inşası, hatırı sayılır bir askeri güç gerektiriyordu. Taliban sınırlandırılabilirdi ancak ortadan kaldırılamazdı. Ve tanıdık olmayan hükümet biçimlerinin tanıtılması, siyasi bağlılığın zayıflamasına ve yaygın yolsuzluğun artmasına neden oldu.

Sonuç olarak Afganistan, ABD'nin iç çekişmelerindeki önceki modelleri yineledi. Ayaklanma karşıtı tarafın ilerleme olarak nitelendirdiği bir konuyu, siyasi taraf bir felaket olarak değerlendiriyordu. İki grup, her iki parti liderliğindeki ardışık hükümetler sırasında birbirlerinin çalışmalarını bozmaya çalıştı. Mesela, 2009'da Afganistan'daki asker sayısını artırma kararı, askerlerin 18 ay içinde geri çekileceğinin duyurulmasıyla aynı zamana denk geldi.

Ancak ulaşılabilir hedefleri birleştirmek için geçerli bir alternatifin varlığı göz ardı edildi. Ayaklanmayı bastırma çabaları, Taliban'ı yok etmek yerine dizginlemeye odaklanabilirdi. Ve siyasi-diplomatik ekip, Afganistan gerçeğinin belirli bir yönünü keşfedebilirdi: Bu ülke komşularının - birbirleriyle ve bazen ABD ile anlaşmazlık içinde olsalar bile - Afganistan'ın terörist potansiyelinden derinden bir tehdit hissediyor olmaları.

İsyan karşıtı ortak çabaları koordine etmek mümkün müydü?

Ortak isyan karşıtı çabaları koordine etmek mümkün müydü? Kuşkusuz Hindistan, Çin, Rusya ve Pakistan'ın genellikle birbirinden farklı çıkarları vardır. Yaratıcı bir diplomasi, Afganistan'da terörizmi yenmek için ortak çabaları güçlendirebilirdi. Bu strateji ile İngiltere, kalıcı üsleri olmadan, bölgesel destekçilerin yardımıyla ve aynı zamanda çıkarlarını savunmaya sürekli hazır olmakla bir yüzyıl boyunca Orta Doğu'nun her yerinden kara yoluyla Hindistan'a girmeye devam edebildi.

Ancak bu alternatif hiçbir zaman keşfedilmedi. Savaşa şiddetle karşı çıkan Donald Trump ve Joe Biden, ABD'nin 20 yıl önce müttefiklerini kendisine yardım etmeye teşvik ederek yok etmeyi taahhüt ettiği Taliban ile barış görüşmesi sözü verdi. Bu durum, Biden yönetiminin ABD'yi koşulsuz olarak geri çekmesiyle birlikte halihazırda doruk noktasına ulaşmış bulunuyor.

Bu gelişmeleri anlatmak, geri çekilme kararının acımasızlığını ve hepsinden önemlisi aniliğini ortadan kaldırmaz. ABD, tarihsel yetenekleri ve değerleri nedeniyle, uluslararası düzenin önemli bir bileşeni olmaktan çekinemez. ABD geri çekilerek bundan kaçınamaz. Gelişmiş teknolojilere sahip ülkelerin himayesi altında güçlendirilmiş terörizmle nasıl mücadele edileceği, sınırlandırılacağı ve üstesinden nasıl gelineceği küresel bir sorun olmaya devam edecektir. Uygun bir diplomasi ile oluşturabileceğimiz her türlü uluslararası yapının yanı sıra ulusal stratejik çıkarlarımızla buna direnmeliyiz.

Amerika'nın ihmalkarlığı müttefikler arasında hayal kırıklığı yaratıyor

Yakın gelecekte, örneğin diğer bölgelerde yeni resmi taahhütler oluşturarak bu başarısızlığı telafi edecek önemli bir stratejik eylemin mevcut olmadığını kabul etmeliyiz. Amerika'nın ihmalkarlığı müttefikler arasında hayal kırıklığı yaratıyor, düşmanları cesaretlendiriyor ve gözlemcilerin kafasını karıştırıyor.

Biden yönetimi henüz  ilk aşamalarında bulunuyor. Bu yönetim, yerel ve uluslararası gerekliliklerle uyumlu olan kapsamlı bir strateji geliştirme ve sürdürme fırsatına sahiptir. Demokrasiler partilerin çatışması yoluyla gelişir. Kendi aralarında anlaşarak üstünlük ve gurura ulaşırlar.

Çev: Mehmet Gönül - Welayet News 



Add new comment