Direniş; Filistin’in kaderini belirleme anahtarı

Sun, 30/05/2021 - 09:27

Gazze savaşında gördüklerimiz, Filistin direnişinin kendisinden çok daha donanımlı düşmanı karşısında çeşitli uzmanlıklar ve imkanlar elde ettiğini gösterdi.

Welayet News - Filistinlileri silahlandırma politikası yaklaşık 35 yıllık bir politikadır. Yani ilk Filistin intifadasının 1987’de taşlarla başlamasından bu yana, bu taşların nasıl mermiye, o mermilerin füzeye nasıl dönüştürülebileceği konusu gündeme gelmiş ve bu amaca ulaşmak için de farklı modeller izlenmiştir.

Bu modellerden biri, dışarıdan Filistin'in içine, özellikle Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ne silah taşımaktı. Bu model tünellerin, kanalların ve deniz gözeneklerinin kullanımına dayanıyordu. Bu model, avantajlarının yanı sıra bir takım riskleri de beraberinde getiriyordu. Bir sonraki model ise Filistin'de silah yapma modeli ve Filistinlilerin kendilerinin nasıl üretici olabileceğiydi.

Burada silah teknolojisi transferi konusu incelendi. Bu modelin gerçekleşmesi için farklı bir takım girişimler gerekiyordu. Silah üretim uzmanlığı ve teknolojisinin aktarılması, atölyelerin inşa edilmesi, bu atölyelerin düşman sızmasına karşı korunması, füzelerin nerelere vurulması gerektiği hakkında bilgi toplanması ve nihayette düşmanın kendi şehirlerini korumak için kurduğu savunma sistemleri hakkında bir çarenin düşünülmesi, ihtiyaç duyulan başlıca girişimler olarak zikredilebilir.

Gazze savaşında gördüklerimiz, Filistin direnişinin kendisinden çok daha donanımlı düşmanı karşısında çeşitli uzmanlıklar ve imkanlar elde ettiğini gösterdi.İsrail güvenlik kabinesinde “Neden ateşkes sağlamak istiyorsun?”  diye sorulduğunda Netanyahu, "Vardığımız nihai değerlendirme, Filistin direnişinin üç ay daha kendi füzelerini bu ölçekte ateşlemeye devam etme kabiliyetine sahip olduğu yönündeydi ve 3 ay boyunca bu saldırılara karşı direnemezdik" yanıtını vermişti.

1991 ve 1993'teki Oslo ve Madrid görüşmeleri ve daha sonra bu görüşmelerin boş görüşmeler olduğunun açığa çıkmasıyla birlikte Filistinliler çıkarlarını ve güvenliklerini savunmak için direnişten başka bir yol olmadığını anladılar. Bu nedenle, Sayın Arafat'ın Oslo-Madrid anlaşmalarını takip edip sonunda da hiçbir şey elde etmeden, en nihayetinde İsrailliler tarafından kuşatma altındayken Ramallah'taki ofisinde ölmesinden yaklaşık 10 yıl sonra müzakerelerin kendilerine yardımcı olamayacağını anlayan Filistin halkının 2005 seçimlerinde tek ses halinde direnişe oy verdiğine şahit olduk. En son yaşanan 12 günlük savaşta, Batı Şeria, Kudüs, 1948 toprakları ve kamplardaki Filistin halkının Hamas ve İslami Cihad'ın Gazze'deki saldırı politikasını desteklemesi, tüm Filistinli gruplar arasındaki direnişin derin konumunu göstermektedir.

İşgal altındaki 1948 topraklarında bir kişinin Siyonist rejim ordusu ve polisi ile çatışması ve kendini riske atması, Filistin'deki direnişin derinliğini göstermekte ve gelecekte Filistinlileri direniş dışında hiçbir şarkının bir araya getiremeyeceğini vurgulamaktadır.

 

Sadullah Zarii / Vatanemrooz.ir

Çev: Mehmet Gönül - Welayet News

Tags: 


Add new comment