İsrail Bir Ülke Değil Müslüman Milletlere Karşı Bir Terör Üssüdür

Fri, 07/05/2021 - 14:46

İslam İnkılabı Rehberi, Dünya Kudüs Günü münasebetiyle bugün bir konuşma yaptı.

Welayet News  - İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei’nin konuşmasının metni şöyledir:

 “Siyonistler işgal altındaki Filistin'i terör üssüne dönüştürdüler. İsrail bir ülke değil, Müslüman milletlere karşı bir terör üssüdür.

Filistin meselesi İslam Ümmeti arasında her zaman olduğu gibi en önemli meseledir.

Acımasız kapitalist sistemin politikaları, toprakların asıl sahiplerini topraklarından mahrum bırakıp terörist rejim unsurlarını o bölgeye oturttu.

Siyonist rejimin kuruluşunun boş mantığından daha zayıf ve temelsiz olan nedir?

Avrupalılar Yahudilere zulüm edildiğini iddia ediyorlar, bu yüzden bir ulusu yerinden ederek ve o ülkede korkunç bir katliam yaparak Yahudilerden intikamını alıyorlar. Batılı ülkelerin kendi mantıklarıyla dayandıkları mantık budur, dolayısıyla onların insan hakları ve demokrasi konusundaki tüm iddiaları yalan ve sahtedir ve onlar insan haklarını ihlal etmektedir. 

Siyonistler işgal altındaki Filistin'i terör üssüne dönüştürdüler. İsrail bir ülke değil, Müslüman milletlere karşı bir terör üssüdür.

Bu zalim rejimle savaşmak, zulüm ve terörizmle savaşmaktır ve bu herkesin görevidir.

Bu gaspçı hükümet 1948 yılında kurulmasına rağmen, İslam coğrafyasındaki bu hassas nokta için hazırlıklar yıllar önce başlamıştı. Bu yıllar, Batı'nın İslam ülkelerine kör laikliği ve milliyetçiliği dayatmak ve diktatörlük rejimlerini kurmak için müdahalesi ile aynı zamana denk geliyor.

O yılların incelenmesi, İslam Ümmetinin zayıflığının ve bölünmesinin Filistin'in gasp edilmesine yol açtığı acı gerçeğini ortaya koyuyor.

O dönemde hem kapitalizm hem de komünizm kamplarının Siyonist Karunlarla birlikte olması ibret vericidir. İngiltere komployu planladı ve Siyonist kapitalistler bunu para ve silahla gerçekleştirdi ve Sovyetler Birliği, gayri meşru Siyonist devletin kurulmasını resmi olarak tanıyan ve oraya çok sayıda Yahudi gönderen ilk hükümet oldu.

Bu gaspçı rejim, bir yandan İslam dünyasındaki bu durumun, diğer yandan Avrupa’nın saldırısının bir ürünüydü.

Bugün dünya artık eskisi gibi değil. Bu gerçeği daima aklımızda tutmalıyız. Bugün güç dengesi İslam dünyası lehine değişti.

Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki çeşitli siyasi ve sosyal olaylar, Batı'nın idari ve ahlaki zayıflıklarını dünyaya ifşa etti.

Amerika Birleşik Devletleri'ndeki seçim olayları, bir yıldır ABD ve Batı ülkelerinde korona ile mücadeledeki başarısızlıklar ve son yıllarda Amerika ve Avrupa ülkelerinde yaşanan kargaşa ve kaoslar, Batı kampının düşüşünü göstermektedir.

Öte yandan, en hassas İslami bölgelerde direniş güçlerinin büyümesi, savunma ve saldırı yeteneklerinin artması, Müslüman milletlerde bilincin ve umudun artması, Kuran şiarlarına eğilimin büyümesi ve bilimin gelişmesi, mübarek bir geleceğin işaretleridir.

Filistin meselesi ve Kudüs'ün kaderi tüm ümmetin temel meselesidir. Bu nedenle İmam Humeyni (ra) Ramazan ayının son Cumasını Dünya Kudüs Günü olarak adlandırmıştır.

Kudüs ekseninde Müslümanların yükselişi, Siyonist düşmanın ve onun Amerikalı ve Avrupalı ​​destekçilerinin korkulu rüyasıdır. Yüzyılın anlaşması adlı başarısız plan ve ardından birkaç zayıf Arap hükümeti tarafından normalleşme girişimi, bu kabustan kurtulma girişimleridir. Kesinlikle bu eylemlerin hiçbir yere varamayacağını söylüyorum.

Siyonist düşman rejiminin çöküşü ve düşüşü başladı ve durmayacak. Geleceği iki önemli faktör belirler. Bunlardan ilki ve en önemlisi Filistin topraklarında direnişin ve şehadet hattının devamı, ikincisi ise tüm ulusların Filistin'e desteğidir.”

İslam İnkılabı Rehberi İmam Hamanei, Dünya Kudüs günü münasebetiyle yaptığı konuşmaya Arapça olarak devam etti ve Arap gençlere hitap ederek şu ifadelerde bulundu:

“Arap gençleriyle biraz kendi dillerinde konuşmak istiyorum.

Başta gençler olmak üzere tüm özgür Araplara ve Filistin ve Kudüs halkına selam olsun.

Direniş şehitlerine ve bu yolda canlarını feda eden mücahitlere, özellikle bereketli bir yaşamdan sonra şehadetleriyle direnişte önemli etkiler bırakan Şehit Ahmed Yasin’e, Şehit Seyyid Abbas Musevi’ye, Şehit Feti Şişaki’ye, Şehit İmad Muğniye’ye, Şehit Abdülaziz Rantisi’ye, Şehit Ebu Mehdi el-Mühendis’e ve son olarak direnişin en önemli siması Şehit Hacı Kasım Süleymani’ye selam olsun.

Filistinlilerin mücadelesi ve direniş şehitlerinin saf kanı, bu mübarek bayrağı dalgalandırmayı ve Filistin cihadının iç gücünü yüzlerce kat artırmayı başardı.

Bir zamanlar Filistinli bir genç taş atarak kendini savunurken bugün düşmana hedefi vuran füze atarak karşılık veriyorlar.

Kuran-ı Kerim'de Filistin ve Kudüs'e Kutsal Topraklar denilmektedir. Onlarca yıldır, bu pak toprak en pis ve kötü insanlar tarafından işgal edildi ve onlar, bu onurlu insanları kana buladı.

Yetmiş yıldan fazla bir süredir toprakların asıl sahiplerine işkence, cinayet, yağma ve hapisle eziyet eden ırkçılar, Allah'a hamd olsun ki bu halkın iradesini kıramadılar.

Filistin yaşıyor ve cihada devam ediyor ve Allah'ın izniyle habis düşmanı yenebilecektir.

Kudüs ve tüm Filistin buranın halkına aittir ve Allah'ın izniyle onlara geri dönecektir.

Filistin meselesi konusunda tüm Müslüman devletlerin ve milletlerin bir sorumluluğu vardır, Direniş ekseni, bugün ülke içinde ve dışında yaklaşık 14 milyonu bulan Filistinlilerin kendisidir ve bu büyük grup çok büyük işler başaracaktır.

Birlik, bugün Filistinlilerin en büyük silahıdır. Filistin’in birlik ve beraberliğinin düşmanları Siyonist rejim, ABD ve diğer bazı güçlerdir. Ama Filistin toprakları içeriden kırılmadıkça dış düşman hiçbir şey yapamayacaktır.

Bu birliğin ekseni iç cihat ve düşmana güven vermemek olmalıdır. Filistin'in ana düşmanı olan ABD, İngiltere ve Siyonistler Filistin siyasetinin temeli olmamalıdır.

Siyonistler ister Kudüs'te ister Batı Şeria'da, 1948 topraklarında veya kamplarda olsun, herkes bir birim oluşturmalı ve bir bağlantı stratejisi benimsemelidir.

Her bölüm diğer bölümleri savunmalı ve onlara baskı yaparken elindeki araçları kullanmalıdır.

Bugün zafer umudu her zamankinden daha büyüktür. Güç dengesi, fazlasıyla Filistinlilerin lehine değişmiştir.

Kendini asla mağlup edilmeyecek bir ordu olarak tanıtan Siyonist ordusu, 3 günlük, 22 günlük ve 8 günlük savaşlar yaşadıktan sonra zaferin rengini asla görmeyecek bir ordu haline gelmiştir.

Bu rejimin siyasi durumu, iki yılda 4 seçime mecbur kalmıştır ve güvenlik durumu sürekli olarak başarısızlığa uğramaktadır ve Yahudilerin ters yönde bir göçe olan isteği bu iddialı rejimin skandalı olmuştur.

Birkaç Arap ülkesinin yardımıyla ABD destekli normalleşme girişimi, onların zayıflıklarının bir işaretidir.

Bunlar, onlarca yıl önce de Mısır ile ilişki kurdular. O zamandan beri bu rejim çok daha savunmasız hale geldi. Şimdi birkaç zayıf ve aşağılanmış ülke ile ilişki kurmak bu rejime yardımcı olabilir mi?

Elbette bu gerçekler başkalarının ağır görevini de unutturmamalıdır. Müslüman ve Hıristiyan alimler normalleşmeyi haram ilan etmeli ve aydınlar ve özgürler, Filistin'in sırtına bir hançer olan bu ihanetin sonuçlarını herkese anlatmalıdır.

Buna karşılık, işgalci rejimin gerilemesi ve düşüşü ve Direniş Cephesinin yeteneklerinin, savunma ve askeri gücünün artması, Mücahidlerin etkili silahları, özgüvenleri ve gençlerin bilincinin artması ve direnişin Filistin'de ve ötesinde yayılması, son dönemde Mescid-i Aksa’yı savunmak için yaşanan ayaklanma ve Filistin halkının mücadelesi ve onlara yapılan zulmün dünyanın birçok yerinde kamuoyuna eş zamanlı yansıması, parlak bir geleceği müjdeliyor.

İran İslam Cumhuriyeti tarafından BM belgelerinde kaydedilen Filistin mücadelesinin mantığı da çok etkileyicidir. Bu belgelere dayanarak, Filistinli mücahitler, tüm Filistin sakinleri ve bölgenin asıl halkı tarafından bir referandum düzenleyebilirler. Bu referandum, ülkenin siyasi sistemini belirleyecek ve yerinden edilmiş olanlar da dahil olmak üzere her etnik köken ve dinin ana sakinleri buna katılacaklardır ve bu siyasi sistem yerinden edilmişleri geri getirecek ve yabancı yerleşimcilerin kaderini belirleyecektir. Bu, dünyada kabul gören hâkim demokrasiye dayanır ve hiç kimse onun ilerlemesine zarar veremez.

Filistinli mücahitler, Siyonist rejimin bu taleplerini kabul etmeye mecbur kalması için bu rejime karşı meşru ve ahlaki mücadelelerine güçlü bir şekilde devam etmelidir.

Allah’ın adıyla ileriye doğru hareket edin ve unutmayın, “Şüphesiz ki Allah, kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder.”

Allah’ın selam, rahmet ve bereketi üzerinize olsun.”



Add new comment